(Son güncelleme- 11 Şubat 2011 )
Ben şiiri severim, şiir okur ve ezberlerim ama edebiyatçı değilim.
Şair: isim (şa:ir) Arapça ş¥¤ir
1 . Şiir söyleyen veya yazan kimse: “Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür bir şairim.”- T. Fikret. 2 . sıfat, mecaz Hayal gücü geniş olan, duyarlı, duygulu (kimse): Şair ruhlu bir adam.”- .Tek bir şiir yazana da şair denemez elbet. Bu konuda uğraş vermeyi kendine iş edinmişlere şair denmesi gerekir.
‘Büyük şair’in ne demek olduğunu da sanırım dün öğrendim. Eksiğim varsa düzeltin.
Dün bir Çocuk Şiirleri Kitabı elime geçti, Dolar Biriktiren Çocuk. (1) Son olarak 1000 tane basılmış. İçinden bir dize;
“… Kendi büyüdü mü Beni de Boylu poslu yapacak sandım paramı…”
Çok değil, daha üç gün önce sevdiğim bir genç arkadaşım,
“…Önümüzdeki üç-beş sene içinde böyle yapsam 30, başka türlü yapsam 350-400 Milyon Dolar kazanırım..” dediğinde, “Ne yapacaksın o kadar parayı?” demiştim, ama bu şiirdeki özü diyememiştim.
Pırlantaya başka bir örnek olarak Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın 1950′de askerlikten ayrıldıktan sonra yaptığı uzun Paris gezisi sonunda yazdığı ‘Batı Acısı’ (1958) kitabından bir dize geldi aklıma. Şair Paris’in yollarını, binalarını, müzelerini ve diğer yaşam alanlarını iyice gezdikten sonra o zenginliğin kaynaklarını da düşünür ve bir şiir yazar, Çirkin Sofra.
” Çirkin Sofra
Batıdaki kardeşlerim
Yeter artık çaldığınız
Dağından taşından
Gömüsünden yeryüzünün
Mumyalarımız müzelerinizde
Topraklarımız üstünüzde ipek ipek
Sonra büyük açlıklar sonsuz tutsaklıklar
Yüzyıllardan beri
Sömürgelerdeki anılarınız
Sizin ulu ülkeler boyu zenginliğiniz;
Almak vermeden
Onlar böcekli,
Onlar pis,
Onlar çirkin.
Onların karanlığı;
Vermek almadan….”
Bana göre yukarıdaki dizeler birer pırlantadır. Şairlerin elbette herbir dizesi pırlanta olmuyor, ama bu örnekler gibi pırlantaları ancak “büyük şair“ler yaratabiliyor.
İnternette “Fazıl Hüsnü Dağlarca” yazıp gugılladığınızda karşınıza 208,000 sayfa çıkar. “Çirkin Sofra” yazdığınızda ise, sadece üç (3) yazı bulursunuz. Bu şiirin basıldığı “Batı Acısı” kitabı da 1998′den beri yeni baskı yapmamıştır.
Bana göre ülkemiz kendi kendine “sansür” uygulamaktadır; “Aman Batılı dostlarımızı incitmeyelim. Yoksa onlar ülkemizde fabrika kurup, bizleri çalıştırıp, üretilen malları bize satmaz ve bizler de aç kalırız” düşüncesiyle……
Temmuz 2009
(1) Dolar Biriktiren Çocuk · Fazıl Hüsnü Dağlarca·YAPI KREDİ YAYINLARI;
———
Yukarıdaki yazıyı yazalı birbuçuk yıl olmuş. Fazıl Hüsnü benim yakınımdı. Son zamanlarında yaklaşık dört yıl boyunca ayda ortalama üç kez evine uğrardım. Bu şiir üzerinde konuşmuştuk. Askerlikten ayrıldıktan sonra nasıl ve neden Fransa’ya gittiğini anlatmıştı. Beni etkileyen olay önce müzelere gidip, eski eserler ve sunulan sanat eserleri karşısında çok etkilenmiş, daha sonra ise analizini yapıp bu eleştirel şiiri yazmış olmasıydı.
Çok uzun süre sonra İdefixe’deki yoruma rastladım. Birisi benim yazımı görmüş, beğenmiş ve yorum olarak İdefix sayfasına almıştı.
Yazımı beğenip, kopyalayan kişi ne düşündüyse yorumumu yolda bulmuş gibi adımı yorumcu olarak belirtmemişti. Doğrusu; benim yorumu kopyelemeden iznimi alması, hadi almadı kaynak göstermesidir.
Aslında bu yazıyı kınamak için değil, sadece ‘durum tesbiti’ olarak yazıyorum. Ülkemizin bu olaylardaki paradigması (olaylara yaklaşım ve bakış açısı) doğada bulunmuş gibi bu tip alıntıların alınıp, kırpılıp istendiği gibi kullanılabileceğidir. Doğramacı Hoca bile böyle davranmayı en doğal hakkı gibi görmüş ve Spock’un kitabını kendi yazmış gibi yayınlamış, bir grup saygıdeğer(?) profesör de aşırmada bir sakınca olmadığı yönündeki rapora imza atmıştır.
Konuyu yaklaşık altı ay önce İdefix’e e-posta olarak yansıtmış ve adımın konmasını istemiştim. Mektubu her kim okuduysa, “Bu adam da nelerle uğraşıyor” deyip “sil” tuşuna bastığını sanıyorum.
gultekinorhon tarafından yazıldı