2960 Sayılı BOĞAZİÇİ KANUNU, Kenan Evren döneminde “Boğaziçi Elden Gidiyor” söylemleri ve toplum isteği üzerine 22/11/1983 gün, Sayı:18229 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.
Yasa toplam 21 madde olup, ilk beş madde amaç ve ilkeleri tanımlamakta ve sıralamaktadır. Geri kalan 16 Madde ise gerekli yapılanma, uygulama ve parasal konuları kapsamaktadır.
Yasanın temeli ise birinci maddedir;
“AMAÇ:
Madde 1 – Bu Kanunun amacı; İstanbul Boğaziçi Alanının kültürel ve tarihi değerlerini ve doğal güzelliklerini kamu yararı gözetilerek korumak ve geliştirmek ve bu alandaki nüfus yoğunluğunu artıracak yapılanmayı sınırlamak için uygulanacak imar mevzuatını belirlemek ve düzenlemektir.” Buna göre “Boğaziçi Kanunu değiştirilmedikçe Boğaziçi Alanının içinde nüfus yoğunluğunu arttıracak yapılanma yapılamaz.”
Boğazda yapılaşma isteyen ve bu alanda yatırım yapmış şirketler vardır. Ayrıca nasıl Vakıflar Genel Müdürlüğü elindeki yeşil arsayı daha değerlendirmek istiyorsa, diğer kamu kuruluşları da “basiretli bir tacir gibi” davranıp para kazanmak istemektedirler. Son yıllarda Belediyeler de, diğer kamu kuruluşları (eğitim de içinde) artan bir şekilde birer tüccar gibi davranmaktadırlar. Benim bildiğim kamu korur ve yönetir.
Sonuçta bu yazıda görüleceği gibi gözönünde çok olmayacak, büyük çıkarlara dokunmayacak ufak bir parça olarak Kuzguncuk Bostanı seçilmiştir. Eğer başarılı olunursa Boğaziçi Kanunu kadük olacak ve İstanbul Boğazı boydan boya yapılaşmaya açılacaktır.
Kuzguncuk’un yakın çevresine bir bakarsak; 
Bu alanları aşağıda orantılı büyüklük olarak toplayarak bir tablo olarak sunuyorum.

Dikkat edilirse Bostan çevremizdeki yeşilliğin ancak %2′si, yapılaşabilir alan’ın %2.5′dur. Çevremizdeki yeşilliklerin hepsi (mezarlıklar dışında) bir gün nakde dönüşmek üzere satışa çıkabilir. Arazi rantı ile yönetim ne yeryüzüne ne de bizlere yabancı değildir. Bu konuyu ayrı bir yazıda işleyeceğim.
Nakde dönüşebilecek alanları çok yüzeysel olarak irdelersek; bazı alanlar hemen yapılaşmak için beklemektedirler (Doğuş, MESA, YKB), diğerleri ise zaman alır.
Unutulmamalıdır ki, Padişahların tapuya “üzerinde yapılaşma olamaz” diye şart koştuğu bir arazinin önce devlette bulunan tapusu üzerinde değişiklik yapılarak, bu şartın devlet memurlarınca silindiği, oraya koca bir otel/ bina yapıldığı ve polis ve yargının bu olayı belgeleyip, “bina yıkılmalıdır” kararının çıktığı bir ülkede yaşıyoruz. Acıklı olan, Danıştay’ın bu kararı çıkalı yaklaşık 5 yıl oldu. Kimse kılını kıpırdatmadı, bina olduğu yerde duruyor. Tapuda değişiklik yapan memura ne olduğunu bilmiyorsam da, parasal durumunun epey iyileşmiş olduğunu düşünüyorum.
Boğaziçi yasasının kadük olmaması ancak çok bilinçli bir toplum direnmesi ile gerçekleşir.
gultekinorhon tarafından yazıldı