Kuzguncuk Bostan’ından sonra sıradakiler

21 Aralık, 2010

2960 Sayılı BOĞAZİÇİ KANUNU, Kenan Evren döneminde “Boğaziçi Elden Gidiyor” söylemleri ve toplum isteği üzerine 22/11/1983 gün, Sayı:18229 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.

Yasa toplam 21 madde olup, ilk beş madde amaç ve ilkeleri tanımlamakta ve sıralamaktadır. Geri kalan 16 Madde ise gerekli yapılanma, uygulama ve parasal konuları kapsamaktadır.

Yasanın temeli ise birinci maddedir;

“AMAÇ:
Madde 1 – Bu Kanunun amacı; İstanbul Boğaziçi Alanının kültürel ve tarihi değerlerini ve doğal güzelliklerini kamu yararı gözetilerek korumak ve geliştirmek ve bu alandaki nüfus yoğunluğunu artıracak yapılanmayı sınırlamak için uygulanacak imar mevzuatını belirlemek ve düzenlemektir.” Buna göre “Boğaziçi Kanunu değiştirilmedikçe Boğaziçi Alanının içinde nüfus yoğunluğunu arttıracak yapılanma yapılamaz.

Boğazda yapılaşma isteyen ve bu alanda yatırım yapmış şirketler vardır. Ayrıca nasıl Vakıflar Genel Müdürlüğü elindeki yeşil arsayı daha değerlendirmek istiyorsa, diğer kamu kuruluşları da “basiretli bir tacir gibi” davranıp para kazanmak istemektedirler. Son yıllarda Belediyeler de, diğer kamu kuruluşları (eğitim de içinde) artan bir şekilde birer tüccar gibi davranmaktadırlar. Benim bildiğim kamu korur ve yönetir.

Sonuçta bu yazıda görüleceği gibi gözönünde çok olmayacak, büyük çıkarlara dokunmayacak ufak bir parça olarak Kuzguncuk Bostanı seçilmiştir. Eğer başarılı olunursa Boğaziçi Kanunu kadük olacak ve İstanbul Boğazı boydan boya yapılaşmaya açılacaktır.

Kuzguncuk’un yakın çevresine bir bakarsak; Kuzguncuk'un Çevresindeki Yeşil Alanlar

Bu alanları aşağıda orantılı büyüklük olarak toplayarak bir tablo olarak sunuyorum.

Kuzguncuk Cevresindeki Yesil Alanlar
Dikkat edilirse Bostan çevremizdeki yeşilliğin ancak %2′si, yapılaşabilir alan’ın %2.5′dur. Çevremizdeki yeşilliklerin hepsi (mezarlıklar dışında) bir gün nakde dönüşmek üzere satışa çıkabilir. Arazi rantı ile yönetim ne yeryüzüne ne de bizlere yabancı değildir. Bu konuyu ayrı bir yazıda işleyeceğim.
Nakde dönüşebilecek alanları çok yüzeysel olarak irdelersek; bazı alanlar hemen yapılaşmak için beklemektedirler (Doğuş, MESA, YKB), diğerleri ise zaman alır.

Unutulmamalıdır ki, Padişahların tapuya “üzerinde yapılaşma olamaz” diye şart koştuğu bir arazinin önce devlette bulunan tapusu üzerinde değişiklik yapılarak, bu şartın devlet memurlarınca silindiği, oraya koca bir otel/ bina yapıldığı ve polis ve yargının bu olayı belgeleyip, “bina yıkılmalıdır” kararının çıktığı bir ülkede yaşıyoruz. Acıklı olan, Danıştay’ın bu kararı çıkalı yaklaşık 5 yıl oldu. Kimse kılını kıpırdatmadı, bina olduğu yerde duruyor. Tapuda değişiklik yapan memura ne olduğunu bilmiyorsam da, parasal durumunun epey iyileşmiş olduğunu düşünüyorum.

Boğaziçi yasasının kadük olmaması ancak çok bilinçli bir toplum direnmesi ile gerçekleşir.


Boğaziçi Kanunu Kadük(1) olmamalıdır!

20 Aralık, 2010

(İlk yazım- 19 Aralık 2010)

GİRİŞ

2960 Sayılı BOĞAZİÇİ KANUNU, Kenan Evren döneminde “Boğaziçi Elden Gidiyor” söylemleri ve toplum isteği üzerine 22/11/1983 gün, Sayı:18229 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. http://www.mevzuat.adalet.gov.tr/html/663.html

Yasa toplam 21 madde olup, ilk beş madde amaç ve ilkeleri tanımlamakta ve sıralamaktadır. Geri kalan 16 Madde ise gerekli yapılanma, uygulama ve parasal konuları kapsamaktadır. Sonuç olarak ilk beş madde yasanın temelidir. Bu beş madde aşağıda verilmiştir. (2)

Yasanın temeli ise birinci maddedir;

AMAÇ:
Madde 1 – Bu Kanunun amacı; İstanbul Boğaziçi Alanının kültürel ve tarihi değerlerini ve doğal güzelliklerini kamu yararı gözetilerek korumak ve geliştirmek ve bu alandaki nüfus yoğunluğunu artıracak yapılanmayı sınırlamak için uygulanacak imar mevzuatını belirlemek ve düzenlemektir.

Buna göre “Boğaziçi Kanunu değiştirilmedikçe Boğaziçi Alanının içinde nüfus yoğunluğunu arttıracak yapılanma yapılamaz.” nokta.

Kuzguncukta 1. Maddenin dışına çıkan herhangi bir yapılanma başlar ise;

Atasözlerimize göre; “Yol Olur” “damlaya damlaya göl olur.”
Zenon’a göre; “Zararsız görünen küçük birimler, sonuçta büyük sonuçlar getirir.”
Türk Hukukuna göre; “Emsal olur”, arkası gelir.

Bedrettin Dalan zamanında çok kısa bir süre, madde değişikliği ile Boğaz’da ek binalar yapıldı. Aklıma gelen örnekler; Küçuksu’nun arkasındaki Dalan Mahallesi (yapıldı), 1. Boğaz köprüsü çıkışındaki 3M Vilları (yapıldı), Kanlıca’daki Sabancı Vilları (yapıldı) ve Sarıyerde bitirilemeyen Kilyos Yolu üzerindeki bir site var. Bu değişiklik kısa bir süre sonra kaldırıldı. Arada para kazananlar da kazanmış oldular.

NE KAYBEDİLİR

Kuzguncuk Bostanı topu topu 16 dönüm bir yeşilliktir. Şu an Bostanda hiç bir kimse yaşamamaktadır. Yap-İşlet-Devret Projesi’nin ne olduğunu bilemiyoruz. Sayın yöneticilerimiz oy alarak başa geldikleri halktan ne yapacaklarını gizliyorlar, altı ay sonra gelip gene oy isteyecekler. Ve ne yazık ki oy alacaklar da….

Benim aklıma iki olasılık geliyor;

1.Arazi 49 yıllığına kiralanarak konut yapımına açılabilir. Bunun bir örneği “Kemer Yapı” Kemerburgaz’da yapıldı. Turgut Özal orman ilişkili bir alanı Edin Yapı’ya 49 yıllığına kiraladı. Kişilere tapu verdiler sanırım. 49 yıl’ın 25′i geçmiş olmalı. Böyle bir uygulama yapılırsa kimlere ev verileceğini tahmin etmek zor değil. Bu durumda Kuzguncuk düşük yoğunluklu bir yerleşimde 200 kişi, yoğun bir yerleşimde ise 2,000 kişi daha alacaktır.
2.Kuzguncuk toplu ulaşım ile heryere çok yakındır. Turistik otel yapılabilir. Bu da günlük trafiği 600-800 kişi arası arttırabilir.

Sonuçta, ne yapılırsa yapılsın Boğaziçi Kanunu’na aykırı bir nüfus artışı olacaktır. Esas sorun Kuzguncuğun arkasında bu olayın sonucunu bekleyen bir grup insan (şirket)’in varlığıdır. Sırada bekleyenler Boğazın her iki yanına inanılmaz bir alt yapı gereksinimi getirecek ve bunun bedelini ev yapan ve oturanlar değil, tüm Türk Toplumu ödeyecektir. Esas sorun budur.

1.Boğaz kenarı trafiği bugün dahi yoğundur. Yeni nüfüs için yol yapacak alan yoktur. Ancak Dalan’ın Arnavutköy’de yaptığı gibi denize yol yapılabilir. Bu hem pahalı, hem de temel ilkelere uymayan bir çözümdür. Yeni yerleşimlere izin verilmesi Boğaz’da ulaşım sorunu yaratacaktır.
2.Pis su arıtma Boğazda yapılamayacağından, basit temizleme istasyonlarında elenerek, Boğaz’ın alt akıntısına bırakılarak Karadeniz’e yollanmaktadır. Kuzguncuk İSKİ’nin 10 yıldır planlarında olmasına rağmen bugünedek Üsküdar Eleme İstasyonu’na bağlanmamıştır. Kuzguncuk ve İcadiye mahallerinin pissuyu Boğaz’a akarak Marmara Denizine ulaşmaktadır. Yeni yerleşimlere izin verilmesi Boğaz’da pissu altyapısı sorunu yaratacaktır. Karadenizin dibine verilen kimyasal arıtmasız pisliği arttıracaktır.
3.Yeni yerleşimlere izin verilmesi Boğaz’da temiz su alma sorunu yaratacaktır. Bütün altyapı yeniden yapılacaktır.
4.Yeni yerleşimlere izin verilmesi Boğaz’da elektrik altyapısı sorunu yaratacaktır. Bütün altyapı yeniden yapılacaktır.

Bütün altyapı yatırım gereksinimleri bugün değil, yapılaşma epey yol aldığı zaman ortaya çıkacaktır. O yatırımların bedelini de “gözümüzden çok sevdiğimiz, onlar için herşeyi yapabileceğimiz çocuk ve torunlarımız yükleneceklerdir.” Bu ne biçim çocuk ve torun sevgisidir, bugünedek anlayabilmış değilim.

Sonunda bütün İstanbul Boğaz’ı geçmişte kalacak, arka alanlarda oturup, tatil günlerinde Boğaz kenarında bir nefes alan kişilerin bu gereksinimleri de ellerinden alınacaktır.

Sorun Kuzguncuk’un değil, bütün Boğaz Sakinlerinin, bütün İstanbul’luların ve bütün Türkiye’nindir. Boğaziçi Kanunu delinmemelidir. Bunu başarmak içinse çok geniş bir katılım gerekir.

Karşı taraf sıraya girmiş, ilk önce Kuzguncuk Bostan’ının düşmesini Kuzguncuk  Bostanıbekliyor. Bu bekleyenler arasında çok gazete/ TV sahibi var. Medya’ya güvenmeden, geniş örgütlenme ile bu saldırıya karşı konabilir. (3) Zorlu Korusu - Bebek Sırtları

Kuzguncuk halkı çok haklı. İstedikleri sadece Boğaziçi Kanunu’nun Amaç Maddesinin uygulanması, o kanunun “kadük edilmemesi”.

Madde 1 – Bu Kanunun amacı; İstanbul Boğaziçi Alanının kültürel ve tarihi değerlerini ve doğal güzelliklerini kamu yararı gözetilerek korumak ve geliştirmek ve bu alandaki nüfus yoğunluğunu artıracak yapılanmayı sınırlamak için uygulanacak imar mevzuatını belirlemek ve düzenlemektir.

(1)kadük : Fransızca

- . “Değerini önemini yitirmiş, eskimiş” anlamında olan bu kelime kadük olmak biçiminde de dilimizde kullanılmaktadır. Kurulumuz, kadük sözüne karşılık olarak düşmüş kelimesini önermektedir. http://www.dilimiz.com/Karsiliklar/K.htm.

kadük : 1. Değerini, önemini yitirmiş, geçerliliği kalmamış, eskimiş. http://www.anlambilim.net/kaduk-nedir-96715.htm

Kadük Olma.- Bir yasama döneminde sonuçlandırılamamış olan kanun tasarı ve teklifleri hükümsüz sayılır (İçtüzük, m.77). Buna anayasa hukuku literatüründe “kadük olma (caducité)” denir. Ancak, Bakanlar Kurulu ve milletvekilleri bu tasarı ve teklifleri yenileyebilirler (İçtüzük, m.77).

http://www.anayasa.gen.tr/kanun.htm

(2)   BOĞAZİÇİ KANUNU /     Kanun Numarası: 2960 /    Kabul Tarihi: 18/11/1983   Yayımlandığı Resmi Gazete Tarihi: 22/11/1983 /     Yayımlandığı Resmi Gazete Sayısı: 18229
    BİRİNCİ KISIM: GENEL HÜKÜMLER
    BİRİNCİ BÖLÜM: AMAÇ, TANIMLAR
    AMAÇ:
    Madde 1 – Bu Kanunun amacı; İstanbul Boğaziçi Alanının kültürel ve tarihi değerlerini ve doğal güzelliklerini kamu yararı gözetilerek korumak ve geliştirmek ve bu alandaki nüfus yoğunluğunu artıracak yapılanmayı sınırlamak için uygulanacak imar mevzuatını belirlemek ve düzenlemektir.
    TANIMLAR :
    Madde 2 – Bu Kanunda kullanılan bazı terimlerin tanımları aşağıda gösterilmiştir.
    a) Boğaziçi Alanı; Boğaziçi kıyı ve sahil şeridinden, öngörünüm bölgesinden, geri görünüm bölgesinden ve etkilenme bölgelerinden oluşan ve sınırları ve koordinatları bu Kanuna ekli krokide işaretli ve 22/07/1983 onay tarihli nazım planda gösterilen alandır.
    b) Boğaziçi sahil şeridi; Boğaziçi kıyı kenar çizgisi ile 22/07/1983 tarihli 1/5000 ölçekli nazım planında gösterilen hat arasında kalan bölgedir.
    c) Öngörünüm bölgesi; Boğaziçi sahil şeridine bitişik olan ve 22/07/1983 tarihli 1/1000 ölçekli imar uygulama planında gösterilen bölgedir.
    d) Geri görünüm bölgesi; öngörünüm bölgesine bitişik olan ve 22/07/1983 tarihli 1/5000 ölçekli nazım planında gösterilen coğrafi bölgedir.
    e) Etkilenme bölgesi; öngörünüm ve geri görünüm bölgeleri dışında 22/07/1983 tarihli ve 1/5000 ölçekli nazım planında gösterilen ve Boğaziçi sahil şeridi, öngörünüm ve geri görünüm bölgelerinden etkilenen bölgedir.
    İKİNCİ BÖLÜM: GENEL ESASLAR, ORMAN ALANLARI, YEŞİL SAHALAR
    GENEL ESASLAR:
    Madde 3 – Boğaziçi Alanının korunması ve geliştirilmesinde ve imar mevzuatının uygulanmasında aşağıdaki hususlar esas alınır.
    a) Boğaziçi Alanında yeralan kültürel ve tarihi değerler ve doğal güzellikler muhafaza edilir ve doğal yapı korunur.
    b) Boğaziçi Alanı bu Kanunun amaçlarına uygun olarak ve doğal ve tarihi çevreye uyumu gözetilerek güzelleştirilir ve geliştirilir.
    c) Boğaziçi Alanında tarihi ve milli kültürümüze dayanan yaşamın yeniden canlandırılması, mesire yerlerinin geliştirilmesi ve gezinti alışkanlıklarının sürdürülmesi teşvik edilir.
    d) Boğaziçi Alanındaki kültür ve tabiat varlıklarının onarımına öncelik verilir.
    e) Boğaziçi Alanındaki yapılar bu Kanun hükümlerine ve imar planları esaslarına göre yapılır, aykırı olanlar derhal yıkılır veya yıktırılır.
    f ) (Değişik bent: 03/05/1985 – 3194/47 md.) Boğaziçi alanında mevcut planda nüfus ve yapı yoğunluğu gözönüne alınmak kaydı ile plan değişikliği yapılabilir.
    g) (İptal: Anayasa Mahkemesi’nin; 11/12/1986 tarih ve E. 1985/11, K. 1986/29 sayılı Kararı ile.)
    h) Boğaziçi sahil şeridi ve öngörünüm bölgesinde turizm ve rekreasyon amacı ile ayrılan alanlara toplumun yararlanmasına ayrılan yapı yapılır ve bu husus tapu sicillerine işlenir. Toplumun yararlanmasına ayrılan bu yapılar amaç dışı kullanılamaz.
    i) Boğaziçi Alanında kıyılar ancak kamu yararına kullanılır.
    j) Boğaziçi sahil şeridinde ancak toplumun yararlanacağı dinlenme, gezinti ve turizm tesisleri imar planlarına uygun olmak şartı ile yapılabilir.
    k) Boğaziçi Alanında kıyıda ve sahil şeridinde boş alanlar veya boşaltılacak sahalar “j” fıkrasındaki esaslara göre değerlendirilir.
    l) Boğaziçi Alanında kömür ve akaryakıt depoları, tersaneler ve sanayi tesisleri kurulamaz.
    m) Boğaziçi su yolunda hurda gemi ve benzeri araçlar bırakılamaz.
    n) Boğaziçi Alanında imar planlarında parseller için belirlenen kullanım kararları tapu sicillerine işlenir.
    o) Boğaziçi Alanında kamu hizmet ve tesislerine ayrılan alanlarda geçici inşaat müsaadesi verilmez. Ancak; Boğaziçi öngörünüm, geri görünüm ve etkilenme bölgelerinde kamu hizmet ve tesislerine ayrılan alanlarda 40 m
    ‘yi geçemeyen bekçi kulübesi, büfe, çay ocağı gibi yapılara imar uygulama programı uygulanana kadar Boğaziçi İmar İdare Heyetince müsaade edilir.
    ORMAN ALANLARI:
    Madde 4 – Boğaziçi Alanı sınırları içinde Devlet ormanı statüsüne alınacak yerler, Boğaziçi İmar Yüksek Koordinasyon Kurulunca kararlaştırılır ve kamu kurum ve kuruluşlarına ait olanlar bedelsiz olarak Hazineye devredilir. Özel mülkiyete ait olanlar ise Tarım ve Orman Bakanlığınca kamulaştırılır.
    Devlet ormanı statüsüne alınan bu yerler, Tarım ve Orman Bakanlığınca hazırlanacak proje ve programa göre Boğaziçi Alanının doğal yapısına uygun olarak düzenlenir, ağaçlandırılır parklar ve mesire yerleri yapılır ve bunların bakımı, işletilmesi ve muhafazası sağlanır.
    Devlet ormanı statüsüne alınan bu yerlerde 6831 sayılı Orman Kanununun 2 nci maddesi uygulaması yapılamaz.
    Boğaziçi Alanı içindeki ormanlarda intifa ve irtifak hakkı tesis edilemez. Ancak bu Kanunun amacına uygun intifa ve irtifak hakkı, Boğaziçi İmar İdare Heyetinin teklifi üzerine ilgili bakanlıklarca tesis edilebilir.
    YEŞİL ALANLAR:
    Madde 5 – Boğaziçi Alanında orman sayılmayan kamu kurum ve kuruluşlarına veya özel mülkiyete ait koru, koruya katılacak alan, çayır, mesire yeri, bostan ve benzeri alanlar yeşil alan sayılır ve bitki varlıkları geliştirilerek muhafaza edilir.
    Bu alanlardaki ağaç varlıklarının yokedilmesi veya tahrip edilmesi yasaktır.
    Yeşil alan sayılan yerlerde mahalli mahsullerin yetiştirilmesine devam edilir.
    İmar planında yeşil alan olarak belirlenen arsaların ağaçlandırılması için gerekli tedbirler Boğaziçi İmar Müdürlüğünce alınır.
    Boğaziçi Alanındaki yabancı ülke temsilciliklerine ait koruların bu nitelikleri korunur.

İKİNCİ KISIM: ORGANLAR VE UYGULAMA HÜKÜMLERİ ……..

(3) “Türkiye’nin ekonomisi toprak yağması üzerine yapılıyor. Kimse istemiyor, halk istemiyor korumayı. Bürokrasi istemiyor, politikacı istemiyor, kâtil anlamıyor. “ Doğan Kuban- Mimdap- Söyleşi- 2 Kasım 2010 http://www.mimdap.org/w/?p=44298


Kuzguncuk Bostanı- Boğaziçi ve “Yap-İşlet Devret” Kanunları

13 Aralık, 2010

Uzun yıllar yaşadığım ve Kuzguncuklular Derneği Üyesi olarak daha güzele gitmesi için çalıştığım Kuzguncuk yeni bir haksız saldırı karşısında.
Kuzguncuk’un göbeğinde olan Bostan, sahibi olan “Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce “yap-işlet-devret modeliyle yatırım planına” alınmış. (25.10.2010 günlü, Kiralama Müdürü Ramazan Akbaşoğlu imzalı yazı)

Önce tanımda anlaşmamız gerekiyor. “Yap-İşlet-Devret Modeli” nedir? Bu modelin tanımını herhangi bir sözlük değil, TBMM yapmıştır. 08/06/1994 günü kabul edilen, ve 13/06/1994 günü yürülüğe giren 16 Maddelik “BAZI YATIRIM VE HİZMETLERİN YAP-İŞLET-DEVRET MODELİ ÇERÇEVESİNDE YAPTIRILMASI HAKKINDA KANUN” konuyu açıklamakta işleyişini de göstermektedir. http://www.mevzuat.adalet.gov.tr/html/847.html

Yasaya bakarsak;
TANIMLAR- Madde 3 – Bu Kanunda geçen;
a) Yapişlet Devret Modeli: İleri teknoloji ve yüksek maddi kaynak * ihtiyacı duyulan projelerin gerçekleştirilmesinde kullanılmak üzere geliştirilen özel bir finansman modeli olup, yatırım bedelinin (elde edilecek kar dahil) sermaye şirketine veya yabancı şirkete, şirketin işletme süresi içerisinde ürettiği mal veya hizmetin idare veya hizmetten yararlananlarca satın alınması suretiyle ödenmesini,……ifade eder.
KAPSAM- Madde 2 – (Değişik fıkra: 24/11/1994 – 4047/1 md.) Bu Kanun, köprü, tünel, baraj, sulama, içme ve kullanma suyu, arıtma tesisi, kanalizasyon, haberleşme, elektrik üretim, iletim, dağıtım ve ticareti, maden ve işletmeleri, fabrika ve benzeri tesisler, çevre kirliliğini önleyici yatırımlar, otoyol, trafiği yoğun karayolu , demiryolu, gar kompleksi, lojistik merkezi, yeraltı ve yerüstü otoparkı ve sivil kullanıma yönelik deniz ve hava alanları ve limanları (Ek ibare: 21/05/2008-26882 S.R.G. Yön/md.2) yük ve/veya yolcu ve yat limanları ile kompleksleri, sınır kapıları, milli park (özel kanunu olan hariç), tabiat parkı, tabiatı koruma alanı ve yaban hayatı koruma ve geliştirme sahalarında planlarda öngörülen yapı ve tesisleri, toptancı halleri ve benzeri yatırım ve hizmetlerin yaptırılması, işletilmesi ve devredilmesi konularında, yapişletdevret modeli çerçevesinde sermaye şirketlerinin veya yabancı şirketlerin görevlendirilmesine ilişkin usul ve esasları kapsar.

Bu durumda Vakıflar İstanbul Bölge Müdürlüğü Kuzguncuk Merkezindeki 16 dönüm bir arazide “ İleri teknoloji ve yüksek maddi kaynak ihtiyacı duyulan projelerin gerçekleştirilmesine” karar vermiş. Bu kıvanç duyulacak bir olaydır.
Bu ileri teknolojinin ne olabileceğini araştırınca köprü, gar kompleksi veya sınır kapısı olamayacağını, aşağıdaki tanımlarda bir yatırım olacağını düşünüyorum;
….yeraltı ve yerüstü otoparkı ……milli park (özel kanunu olan hariç), tabiat parkı, tabiatı koruma alanı ve yaban hayatı koruma ve geliştirme sahalarında planlarda öngörülen yapı ve tesisleri….. Bu tanımların içine ‘Taş Yapı’ veya başka bir müteahhidin binaları sığmamaktadır. (Aslında bu konuda çok emin değilim, RTE isterse 16 yıllık yasaya ‘Kuzguncuk’ ve ‘Apartman’ sözcüklerini bir haftada ekletebilir.) Ayrıca 16 Dönüm arazinin geliştirilmesi için gerekecek “yüksek maddi kaynak”ı da gözümün önüne getiremiyorum. 50-60 Milyon lira, bugün için “yüksek maddi kaynak” olarak tanımlanamaz sanırım.

Biraz geri gidersek Kuzguncuk Bostanı’nı kapsayan başka bir yasa buluyoruz; 2960 sayılı BOĞAZİÇİ KANUNU. Bu yasa 18/11/1983 günü kabul edilmiş, 22/11/1983 günü yayınlanmıştır.

23 Maddelik bu kanununa bakarsak; (Yasanın tanımlarına göre Bostan Öngörünüm Bölgesindedir.)
Amaç: 
Madde 1
– Bu Kanunun amacı; İstanbul Boğaziçi Alanının kültürel ve tarihi değerlerini ve doğal güzelliklerini kamu yararı gözetilerek korumak ve geliştirmek ve bu alandaki nüfus yoğunluğunu artıracak yapılanmayı sınırlamak için uygulanacak imar mevzuatını belirlemek ve düzenlemektir.

Yeşil alanlar: 
Madde 5
– Boğaziçi Alanında orman sayılmayan kamu kurum ve kuruluşlarına veya özel mülkiyete ait koru, koruya katılacak alan, çayır, mesire yeri, bostan ve benzeri alanlar yeşil alan sayılır ve bitki varlıkları geliştirilerek muhafaza edilir. Bu alanlardaki ağaç varlıklarının yokedilmesi veya tahrip edilmesi yasaktır. Yeşil alan sayılan yerlerde mahalli mahsullerin yetiştirilmesine devam edilir. İmar planında yeşil alan olarak belirlenen arsaların ağaçlandırıması için gerekli tedbirler Boğaziçi İmar Müdürlüğünce alınır. Boğaziçi Alanındaki yabancı ülke temsilciliklerine ait koruların bu nitelikleri korunur.

Boğaziçi Kanunun amacı çok nettir; “doğal güzelliklerini kamu yararı gözetilerek korumak ve geliştirmek ve bu alandaki nüfus yoğunluğunu artıracak yapılanmayı sınırlamak için uygulanacak imar mevzuatını belirlemek ve düzenlemek”. Bu durumda bu alanda konut yapılaşmasının gündeme gelmesi olanaksız olmalıdır. Ama gelin görün ki “yap-işlet-devret” demekte hiçbir sakınca görmeyen bir tutum izleniyor.

Ayrıca Kuzguncuk Bostanı, tapuda ve imar planında Bostan olarak tescil edilmiştir. Bugün de gidip bakarsanız yemyeşildir ve ağaç ve bitkilerle doludur. Buradan tek bir ağaç kesilmesi bile yasaktır. (Madde 5)

Bütün bu bilgilerin ışığında Facebook’ta Konfiçyus’un dediği(*), topluma Uğur Mumcu’nun tanıttığı “Bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olunmaz” sözünün önemi ve uygulamasını izliyoruz. Bir yurttaşımız çıkıp aşağıdaki satırları yazabiliyor.
Ilkosh Derek- Kuzguncuk

Ilkosh Derek
Kuzguncuk ”KURTARILMIŞ BÖLGE” değildir!..Bostan, devletin tasarrufu altında olan bir arazidir!..Herkes bu realiteye göre limitlerini ayarlasın!..Yıllardır üç beş eciş bücüş ahşap ev ve iki dal parçası için Kuzguncuk gibi bir rantiyeyi hakltan esirgediniz..Devlet kurumlarına asilik yapmanız da cabası!..
Friday at 2:48pm ·

Ilkosh Derek - Kuzguncuk
Ilkosh Derek
Lokal şovenizm kokan tarzınızın aslında aşiret bağnazlığından pek de farkı olmadığını hatırlatırken,herkesi devletin mülkiyet ve tasarruf hakkına saygı duymaya davet ediyorum..Bugün devletin tasarruf hakkına karışan bedevi zihniyeti,yarın benim özel mülküme göz diker!..Sonuna kadar Vakıflar Müdürlüğünün safında yerimi alacağım..
Friday at 2:47pm

1.Bostan, yasalara uygun olarak “devletin tasarrufu altındadır.” Devlet yasaları uygulayacaksa, o alanı yeşil tutacak, nüfüsu arttırmayacak, tek bir ağacı kestirtmeyip, çoğaltacaktır.
2.Kuzguncuk’lular devletin yanındadırlar, Devlet’in 2960 sayılı BOĞAZİÇİ KANUNU’nu uygulamasını beklemektedirler, Devlet’e bu konuda yardım etmeye hazırlanmaktadırlar.
3.Bu eylemde İlkoş (Bey?)’in özel mülkiyetine göz dikmek değil, kamu malının yasalara uygun olarak kamuda bırakılması ve bütün toplumca kullanılması düşüncesi yatmaktadır.
4.Kuzguncuklular da “Vakıflar İstanbul Bölge Müdürlüğü”nün yanındadırlar. Vakıfları yasaları uygulamaya davet ediyoruz.

Eğer geliriniz Bostan’da yükselecek YİD (yap-işlet-devret) Apartmanına yetmez ise, sizi de aramıza bekliyoruz İlkoş Derek (Bey?). Bostan’a girmek için özel bir anahtara gerek olmayacak, elleriniz cebinizde, dudaklarınızda bir ıslık, yüzünüzde gülümseme ile “şöyle bir gezinmeye geldim” deyip, bostanı baştan başa gezebileceksiniz. Bunu bugün de yapabilirsiniz.

Hep birlikte Boğaziçi’nin “doğal güzelliklerini kamu yararı gözetilerek korumak ve geliştirmek” için…………

(*)-Murathan Mungan – 227 Sayfa- Metis Yayınları- 2010, sayfa 134


CUMHUR’un Bayramı – Cumhuriyet Bayramı (1)

28 Ekim, 2009

İlk yazım- 28 Ekim 2009, Çarşamba


1990′lı yıllarda  son 20 yıldır sadece  dinî bayramlarda dostlarıma   tebrik mektup / kartları gönderdiğimin ayırdına vardım. Benim  sorgulayıcı, akılcı düşünmeye dayanan bir düşünce/yaşam tarzım vardır.  Bütün bir yıl içinde sadece iki dinî bayramı kutlayan  kişinin “ben laik düşünen biriyim”  demeye hakkı olmadığını düşündüm ve yaklaşık 10 yıl boyunca dinî bayramların yanında 23 Nisan  ve 29 Ekim’de de tanıdıklarıma  tebrik mesajları gönderdim.

Bugün daha değişik düşünüyorum.   Dinî bayramları kutlamak  herkesin kişisel,  daha doğrusu doğmuş olduğu çevrenin seçimi olan bir olaydır.  Laik düşünen bir toplumda herkes ailesi ve tanıdığı kişilerle kendi gün ve yöntemine göre bayramlaşır, bayramlaşmalıdır.

Cumhuriyet Bayramı ise “cumhur”un, yani hepimizin bayramıdır. Cumhur bu bayramda  birbirini ve aile yakınlarını  kutlamak yerine toplumun bireyi olarak  Cumhuriyet Şenliklerine katılmalı, Cumhuriyet Şenliklerini destekleyip o gün ve gece herkesle beraber eğlenmelidir.

Benim yaşadığım çevrede  (Kuzguncuk- Üsküdar)  yaşayanlar  29 Ekim Cumhuriyet bayramını kendi girişimleri olarak  kutlamaktadır. Benim son 23 yılımı yaşadığım Kuzguncukta bu hep böyle oldu.

Kuzguncuk’ta  29 Ekim gününü özetlersek;

* 29 Ekim öncesi  İcadiye Caddesine bir tak (2) kurulup üzerine “Cumhuriyet Bayramı Kutlu Olsun” yazan bir bez afiş asılır.  Ayrıca cadde boydan boya bayraklarla süslenir.  29 Ekim 2007- Kuzguncuk1

Bayram günü Kuzguncuk  İlköğretim Okulu öğrencileri sabah İcadiye Caddesi boyunca bir yürüyüş yaparlar.

29 Ekim 2007- Kuzguncuk4

Icadiye Caddesi- 29 Ekim 2007 haftası görünümü

Hava kararırken ana caddeye  çengisiyle birlikte  bir davul-zurna ekibi  davul zurna çalarak girer.  Kuzguncuk’un merkezinde anayol trafiğe kapanır ve takın hemen yanında  müzik ve dans şöleni başlar.  Halk burada toplanıp  davul-zurna grubunu izler, zaman zaman da  oyun oynayarak katılır.

Son birkaç yıldır Büyükşehir Belediyesinin yaptığı Boğaziçi  Işıklı Gösterilerini yüz metre aşağıdan seyretmek olanağı olduğu için saat 20 sularında davul zurna dağılıp Boğaza yönelinir.
Ben bu yıl Cumhur’un Bayramını başka bir yerde, Antalyadan gelen akrabalarımla geçireceğim.

Bundan sonra da hangi mahallede yaşarsam yaşayım, Cumhuriyet Bayramını yaşadığım semtin insanı ile birlikte bir  etkinliğin parçası olarak kutlamak istiyorum.
Cumhuriyet Bayramınız Kutlu Olsun,

Gültekin Orhon

1. Cumhur

* Halk topluluğu. Hey’et, takım. Aynı kararı veya hükmü kabul edenler.

* Âlimlerin çoğu, ekseriyeti.

* Seçimle idare edilen devlet.

* Bir yere toplanmış kum, toprak.

http://www.osmanlicaturkce.com/?k=cumhur&t=%40

2. cumhur Ar. cumh°r

a. (cumhu:ru) esk. 1. Halk. 2. Topluluk: �Kubben altında bu cumhura bakarken şimdi.� - Y. K. Beyatlı. Güncel Türkçe Sözlük cumhur

b. Küçük taneli yabanî üzüm. Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

c. cumhur: Topluluk. Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü cumhur

d. Kimi tarikatlarca ilâhiye verilen ad. bk. İlâhi. BSTS / Yazın Terimleri Sözlüğü 1974Cumhur Köken: Ar.

e. Cinsiyet: Erkek

f. Topluluk, kalabalık, halk.

http://tdkterim.gov.tr/bts/?kategori=verilst&kelime=cumhur&ayn=tam


(2) – tak Ar. µ¥®

(II) a. (ta:k) Millî bayramlarda veya önemli bir olayı anmak için düzenlenen şenliklerde, geçit yapılacak caddelere geçici olarak kurulan, yazılar ve çiçeklerle süslenen kemer: �Şimdi İstanbul taklarının yeşil taflanları altından gaziler geçiyor. -F. R. Atay.  TDK Sözlük


Yaz Okulu – Kuzguncuk İlköğretim, Üsküdar – 2009

12 Temmuz, 2009

(İlk  yazım- 12 Temmuz 2009)

Yaz  Okulları’nın  ülkemizde gelişimini tam olarak bilmiyorum.  Çocukluğumuzda  Yaz Okulları uygulamasının devletce, bir askerî disiplin içinde yapıldığının konuşulduğunu anımsıyorum.  Uzun yıllar yaşadığım Kuzguncuk Mahallesinde  1990′lı yılların ortasından başlayarak bugünedek  değişik uğraşıları olan kişilerin gençlere uygulamalı, eğlenceli, temel kuram/ kavram ve becerileri tanıtma amaçlı dersler vermeleri çabalarına katıldım, ders verdim.

Temel gözlemim;  gençlerin bu yaklaşımdan çok yararlandıkları gibi,  ders verenlerin de   çok şey öğrendikleridir. Yaz okullarını düzenleyen ve destek veren bütün kişi ve kurumları ve İlköğretim Okul yetkililerini kutlarım. Bu yılki yaz okulunda  “Beşiktaş Bilim Müzesi Gezi Yönetmeni”  olarak görev yaptım.  Geziden sonra yaptığım araştırmada öğrendiğim son şey – Ülkemizde  9 yıldan beri  Türkiye Bilim Merkezleri Vakfı” adlı bir kurum olduğu ve bir çok kurum ve kişinin  Futbol Maçları dışında bu kuruma da destek olduklarıydı.  Bu gurur verici ve umutlandırıcı bir olay.  Bugünkü durumumuzdan hoşnut olmayanlar, Türkiye Bilim Merkezleri Vakfı’na  destek vererek  bu uygulamanın yayılmasını sağlayabilirler.

Kuzguncuklular Derneği ve Kuzguncuk İlköğretim Okulu ortak çalışması ile yürütülen 2009 Yaz Okulu kapsamında yapılan geziye 22 öğrenci ve 8 veli katıldı.  Mecidiyeköy ile Beşiktaş arasında, Fulya Mahallesinde olan Bilim Müzesi gezisinden otobüs şöförümüz de içinde, hepimiz çok memnun  kaldık.  Gezinin başarılı olmasında Merkezin yaş ortalaması 25′in altında olan rehber ve yöneticilerinin çok katkıları oldu. Onları da,  merkezi bu düzeye getirip, hizmeti sürdürenleri de kutlarım.

Geziye katılanlar; “Ulaş Vazlef – 1997, Ömer Kuşcu – 1997, ……..???????”

Gezimizin  başarısını yazı yerine görsel olarak anlatmak daha kolay olacak…….

Not-  Sevgili gençler,

A.  aşağıdaki fotoğrafları tıklayarak onları büyütebilir, tekrar tıklayarak bir kez daha büyütebilirsiniz. Fotoğrafınızı almak isterseniz klavyede en üst sağ tarafta (prtsc sysrq – ekranı yazdır) tuşunu tıklayıp, ekranda gördüğünüz resmi bir fotoğraf  programı ile kopyeleyebilir ve resminizi bastırabilirsiniz.   Bu yazdıklarımı yapamazsanız, bir büyüğünüzden yardım alın.  Sonuçta kişisel fotoğrafınızı bastırın, hiç değilse bu anlattığım yöntemi öğrenmiş olun. İlerde kullanırsınız.

B. Ben gezi sırasında sizlerin adlarını alamadım.  Bu yazıya ad da eklersek ilerde resimlerle adları beraber kullanabilir, arkadaşlarınızın adlarını unutmamış olursunuz. Onun için lütfen en altta, “yorum yap” bölümüne kendi adınızı ve doğum yılınızı yazarsanız ben de bu yazıya onları da eklerim ve bu yazı bir bütün olur.  Ben aranızdan adını bildiğim Ulaş ve Ömer’i yukarıya ekledim.  Sizden yanıt geldikçe listeyi tamamlarım.  Kolay gelsin,  Gültekin Orhon.

Bilim Merkezi, Şişli

Bilim Merkezi, Şişli

Yaz Okulu- Kuzguncuk, 2009

Yaz Okulu- Kuzguncuk, 2009

Yaz Okulu- Kuzguncuk 3

Yaz Okulu- Kuzguncuk 3

Yaz Okulu- Kuzguncuk 5

Yaz Okulu- Kuzguncuk 5

Yaz Okulu- Kuzguncuk 8

Yaz Okulu- Kuzguncuk 8

Bilim Merkezi, Şişli

Bilim Merkezi, Şişli

Bilim Merkezi, Şişli

Bilim Merkezi, Şişli

Yaz Okulu- Kuzguncuk 10

Yaz Okulu- Kuzguncuk 10

Yaz Okulu- Kuzguncuk 11

Yaz Okulu- Kuzguncuk 11

Yaz Okulu- Kuzguncuk B

Yaz Okulu- Kuzguncuk B

Yaz Okulu- Kuzguncuk C

Yaz Okulu- Kuzguncuk C

Yaz Okulu- Kuzguncuk D

Yaz Okulu- Kuzguncuk D

Yaz Okulu- Kuzguncuk E

Yaz Okulu- Kuzguncuk E


Yaz Okulları – Kuzguncuk

28 Haziran, 2008

Dün sabah, sıcak güneşli bir Haziran gününde Kuzguncuk İlköğretim Okulu’na ders vermek için gittim.  Derste Hafta Sorumlusu Nilgün Güvenel’in dışında yaş ortalaması 8 olan 19 genç vardı.

 

 

 

 

 Okul Kuzguncuk’un Boğazı gören bir tepesinde, 19. Yüzyılda Marko Paşa’nın Konağı olarak yapılmış.  “Sen git derdini Marko Paşa’ya anlat” deyimine konu olan Marko Paşa.   Konumuz olan Çevre’yi,  ’Zaman Tüneli içinde İstanbul’un Gelişimi’ olarak anlattıktan sonra, gençlere ” Sorgulamacı Yaklaşım” ile ilgili masallar  anlatıp, bitirdim. 

Anlattığım masalların birkaçını burada yineliyorum.

Konuşma Özürlü ve Görme Özürlü Alıcı – (Özü; Her Olayı Kendi İçinde Değerlendirmek Gerekir)

Bir Eczaneye, konuşma özürlü bir kişi gelir ve kendi için bir diş fırçası ister.  Diş fırçasını nasıl ister gösterir misiniz?

(Dinleyenler genelde el ve parmakları ile diş fırçalama eylemi yaparlar.  Onaylayarak, konuşmayı sürdürürsünüz);  Yaklaşık on dakika sonra elinde beyaz bastonu ile bir görme özürlü aynı eczaneye girer.  Bu kişi bir tarak istemektedir, nasıl ister?  

Sahiden nasıl ister, siz yanıtlar mısınız?  (Doğru yanıt yazının en altında)

Engizisyon’da Yaşamı Seçebilmek- (Özü; Çözüme giden yol tek değildir, başka yollar da vardır.)

Ortaçağ Avrupasında İspanyol Engizisyon Mahkemeleri din dışı gördükleri her kişiyi ölüme gönderiyorlar.  Bir kasabanın Mahkeme Başkanının da bir derdi var.   Mahallesinden bir delikanlı ile kendi kızı birbirlerine aşık olmuşlar.  Başkan bu işten hiç hoşnut değil.  Sonunda bir neden yaratıp, delikanlıyı mahkeme karşısına çıkartıyor. Savlama ve savunma sonunda karar veriyor; “Konuya ilahi adalet çözüm bulacak.   Delikanlı tutuklanacak, ertesi gün hakimlerin karşısında ‘ölüm’ veya ‘yaşam’ı kendi seçecek.  Yöntem olarak da, iki ayrı kağıt bir şapkanın içine konacak.  Kağıtlardan birinde ‘ölüm’ diğerinde ‘yaşam’ yazacak.  Zanlı kendi yazgısını seçeceği kağıtla belirleyecek.”

Gece şehir kalesinin bir burcuna hapsedilmiş olan delikanlı kara kara düşünürken, demir parmaklıklar arasından bir taş içeri düşüyor.  Taşı aldığında çevresinde de bir kağıt görüyör.   Taşı sevdiği atmış, kağıtta yazan ise; “Sevdiğim babamın konuşmasını duydum.  Seni mutlaka ortadan kaldırmaya niyetli.  Her iki kağıda da ‘ölüm’ yazacakmış.  Seni çok seviyorum, elveda.”

Ertesi gün mahkeme toplanıyor.  Başhakim’in önünde iki ayrı şapka konmuş.  Zanlıya durum tekralandıktan sonra, seçimi yapmaya çağrılıyor.  Zanlı yürüyor, seçimini yapıyor ve………..serbest olarak mahkemeden çıkıyor.

Hangi yöntem ve davranış onu oradan canlı çıkartır?  (Yanıtı en aşağıda)

Hindistan Racasının Kızı -  (Özü- Çözümde giden yolda birden fazla bakış açısı vardır)

a. Özürlü Kişiler – İkinci gelen “bana bir tarak  verir misiniz?” der. O göremez, ama  konuşabilmektedir.

b. Engizisyon- Yanıt seçmekte değil, seçmemekte yatıyor.  İkisi ayrı duran şapkalardan birine yaklaşan zanlı, kağıdı alıp açmak yerine alıp yutuyor. Yuttuktan sonra, “Ben seçimimi yaptım,” diyor. “Kalan kağıdı siz okuyun.”    

Ben bu öykü’yü anlattıktan sonra çözümü anlattım, tam anlamadılar. O sırada önümdeki bir öğrencinin elindeki ufak kağıt parçalarına gözüm ilişti.   İki kağıdı gösterip, “Bir tanesini böyle yutmuş” dedikten sonra kağıdı ağzıma atıverdim.    Ders sonunda  dışarda çocukları bekleyenler vardı.  6-7 yaşlarında olan bir öğrenci dedesini görünce, “Dedeeee, öğretmen kağıdı yuttu” diyerek ona yaklaştı.  İki saatlik anlatımda en akılda kalan davranış/ söylemim o olmuş.

c.

 

Derse katılan gençler ; Zeynep Bahar Bilgiç (7), Emir Çelebi (7), Deniz Özbaş(9), Efe Yağız (8), Deniz Ege (6), Bora Özkan (6), Sude Yusoğlu (5), Kardelen Ceren (7), Ecem Güler (7), Umut Saliçanyiğit (6), Selen Kazandır (7), Nurşen İşar (8), Yağmur Toplu (13), Zeynep Dalbay (11), Kader Yalçın (12), Oğuzhan Özçelik (12), Aleyna Özay (9), Uygar Karamel (6), Tiycan Işlak (11)


Ses ve Gürültü Kirliliği – Çevre Koruma Bilinci

25 Mart, 2008

Örnek Olay

(son güncelleme-29 Mayıs 2008, Cuma)    (ses kirliliği)

Geçenlerde İstanbul’un Avrupa yakasında oturan 90 yaşındaki teyzemi dolaşmaya gittim. 7  katlı apartmanların olduğu zengin bir çevrenin ortasında gene 7 katlı olacağını umduğum bir inşaatın kazısı yapılıyordu.  Teyzemle görüşürken geceleri gürültüden uyuyamadığından yakındı. Apartman görevlisi  çalışmaların ve dolayısıyla gürültünün Cumartesi, Pazar da sürdüğünü söyledi.

Devlet bu tip gürültü kirliliğini önlemeye yönelik önlemleri yaklaşık 4 yıl önce almış ve gerekli yasa ve yönetmelikleri çıkarmıştı aslında.

- TÜRK CEZA KANUNU - Kanun No. 5237 Kabul Tarihi : 26.9.2004-  Gürültüye neden olma- MADDE 183. – (1) - “başka bir kimsenin sağlığının zarar görmesine elverişli bir şekilde gürültüye neden olan kişi, iki aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.”        (not- baştaki turuncu renkli TÜRK CEZA KANUNU’nu tıklayarak yasaya ulaşabilirsiniz)

-  Çevre ve Orman Bakanlığından: Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeliği  (2002/49/EC) -… “konut alanlarında akşam 17:00 – sabah 07:00 arası inşaat yapılamaz…”              (not- Turuncu renkli  Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi‘ni tıklayarak yönetmeliğe ulaşabilirsiniz. Yönetmelik çok detaylı olarak diğer gürültü kaynaklarını da kapsamaktadır)

Bu yasal dayanaklarla benim de üyesi olduğum Kuzguncuklular Derneği -Beylerbeyi Derneği ve Çengelköy Halk Girişimi tarafından oluşturulan ”Anadolu Yakası Yaşayanları Ortak Girişimi” Ağustos 2006′da Anadolu Yakasını uyutmayan Kuruçeşme Eğlence Bandı’nın gürültü kirliliğini bu yasaların uygulanması sonucu engelleyebilmişti.

Gene bu yasaların uygulanması için Yerel Yönetimlerin uyarılması sonucu İstanbul’da Yeniköy, Kuzguncuk ve Kadıköy’de gece çalışmalarının sesi kesildi.

Teyzemin yakınmasını kesecek, aynı zamanda çevrede yaşayanları rahat uyutacak başvuru yöntemini örnek olarak aşağıya veriyorum.  İnanıyorum ki, bu gürültüyü yapanlar kendi evlerinin yanında oluşacak gürültülere de hoşgörülü yaklaşıyorlardır. “Yaşam Kalitesi Bilinci” toplumumuzda arttıkça  bu tip aksaklıklar da azalacaktır.

Yasalar ise çok katı.  Gürültüyü yapan kişinin 2 yıla kadar hapis istemi ile Başsavcılığa çağrılması için sadece örneğe uygun bir dilekçe yetiyor.

Zaten çok ağır bir yük altında çalışan Adliye Kurumların vaktini almamak için, Savcılık Dilekçesi ancak ilk başvurular yetersiz kalırsa verilmelidir diye düşünüyorum.

Benim örneğimde Belediye Zabıta Müdürlüğü “gece çalışabilir” diye bir yazı vermişti. Halbuki bu saatleri değiştirmeye de, bu konuda yazı yazmaya da Zabıta’nın yetkisi  yok.

a. Zabıtayı bilgilendiren ve uyaran bir dilekçe hazırlayıp, telefaks ile yolladım. (Aşağıda Ek-A)

b. Belediye Çevre Müdürlüğünü konu hakkında bilgilendiren ve göreve çağıran bir dilekçe hazırlayıp,   telefaks ile yolladım. (Aşağıda Ek-B)

c. Konudan İstanbul için en sorumlu birim olan “İstanbul Çevre Müdürlüğü”nü bilgilendirip,  inşaat sırasında da gürültü düzeyini gözlemelerini istedim. (Aşağıda Ek-C)

Benim kişisel deneyimime göre; “Devlet ve yönetim doğru uyarılırsa olumlu sonuçlara bir hafta  içinde ulaşılıyor, çünkü yaptırımlar çok ağır.”

Ek-A) Yerel Yönetim Zabıta Müdürlüğüne Dilekçe (Eğer olaya karışmışsa)

xxxxx Belediyesi

Zabıta Müdürlüğü

xxxxxxx, İstanbul

Sayın İlgililer;

Konu: Gürültü Kirliliği- Geceleyin İnşaat Yapılması

xxxxxx, Pafta xxxxx, Ada No:1241, Parsel No: 38 de süren çokkatlı inşaat geceyarılarına kadar ve hafta sonları da sürmekte ve çevreyi rahatsız etmektedir.

Konuyu görüşmek için inşaata gidip, yasalara göre 19:00-07:00 arasında çalışmamaları gerektiğini söylediğimizde bize “xxxxxx Belediyesi – Zabıta Müdürlüğünün 27 Şubat günü “geceleri çalışabilir” diye yazıp, üzerini imzalayıp kaşelediği bir yazıyı gösterdiler.

Konu ile ilgili düzenlemelere göre;

a. Saat 19:00 ile 07:00 arası meskun mahallerde gece çalışması yapılamaz- Çevre ve Orman Bakanlığından: Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeliği(2002/49/EC) – “Madde 26- c) Konut bölgeleri içinde ve yakın çevresinde gerçekleştirilen şantiye faaliyetlerinin …… (07:00 - 19:00) dışında akşam ve gece zaman dilimlerinde sürdürülmesi yasaktır.”

b. Konunun esas sorumlusu İstanbul Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma Müdürlüğü ile uyumlu çalışan xxxxx Çevre Koruma ve Kontrol Müdürlüğü olması gerekir.

Gereken işlemlerin yapılarak geceleri rahat uyumamızın sağlanmasını rica ederim.

Saygılarımla,

xxxxxxxxxxxxxx

Bilgi İçin:

  1. xxxx Belediyesi Çevre Müdürlüğü

  2. İstanbul Valiliği Çevre Koruma Müdürlüğü

  3. xxxxxİnşaat A.Ş. Xxxxx

Eki: İlgili Yasa ve Yönetmelik Maddeleri (2 Sayfa)

TÜRK CEZA KANUNU (Turuncu  renkli Türk Ceza Kanunu‘nu  tıklayarak yasaya ulaşabilirsiniz)

Kanun No. 5237 Kabul Tarihi : 26.9.2004

Gürültüye neden olma

MADDE 183. - (1) İlgili kanunlarla belirlenen yükümlülüklere aykırı olarak, başka bir kimsenin sağlığının zarar görmesine elverişli bir şekilde gürültüye neden olan kişi, iki aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.

************

Yönetmelik (not- Turuncu  renkli Yönetmelik‘i  tıklayarak yönetmeliğe ulaşabilirsiniz. Yönetmelik çok detaylı olarak (apartman içi gürültü gibi) diğer gürültü kaynaklarını da kapsamaktadır. Yürürlükteki Avrupa Birliği Standartları ile uyumludur.)

Çevre ve Orman Bakanlığından:

Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeliği

(2002/49/EC)

BİRİNCİ BÖLÜM

Amaç, Kapsam, Dayanak, Tanımlar ve Genel İlkeler

Amaç

Madde 1 — Bu Yönetmelik; kişilerin beden ve ruh sağlığını, huzur ve sükununu gürültü ile bozmayacak bir çevrenin geliştirilmesi için, ….. hazırlanmıştır.

Dayanak

Madde 3 — Bu Yönetmelik; 1/5/2003 tarihli ve 4856 sayılı Çevre ve Orman Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanun’un 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ile 9/8/1983 tarihli ve 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 14 üncü maddesine dayanılarak,

25/6/2002 tarihli 2002/49/EC Çevresel Gürültünün Yönetimi ve Değerlendirilmesi Direktifine paralel olarak hazırlanmıştır.

Şantiye alanları için gürültü kriterleri

Madde 26 Şantiye alanlarından kaynaklanan çevresel gürültü düzeyi ve gürültünün önlenmesine ilişkin kriterler aşağıda belirtilmiştir:

a) Şantiye alanındaki faaliyet türlerine ve zaman dilimine bağlı olarak bu Yönetmeliğin 20 nci maddesinin (a) bendi çerçevesinde yapılan değerlendirme sonuçlarına göre, şantiye alanı çevresel gürültü düzeyleri Lgündüz cinsinden Tablo-5 deki sınır değerleri aşamaz.

Tablo-5: Şantiye Alanı İçin Çevresel Gürültü Sınır Değerleri

(tablo için bakınız) (not- Turuncu renkli  tablo için bakınız’ı tıklayarak yönetmeliğe ulaşabilir, tabloyu inceleyebilirsiniz. Yönetmelik çok detaylı olarak diğer gürültü kaynaklarını da kapsamaktadır)

b) Kullanılan ekipmanlara bağlı olarak şantiye faaliyetinde ortaya çıkan darbe gürültüsü LCmax 100 dBC’yi aşamaz.

c) Konut bölgeleri içinde ve yakın çevresinde gerçekleştirilen şantiye faaliyetlerinin Tablo-5 de verilen gündüz zaman dilimi (07:00 - 19:00) dışında akşam ve gece zaman dilimlerinde sürdürülmesi yasaktır. Tatil beldelerinde, turistik alanlarda ve benzeri durumlarda tüm şantiye faaliyetleri büyükşehir belediyesi ve/veya il/ilçe belediyesinin kararı doğrultusunda hafta sonları veya bir kaç ay süre ile tamamen durdurulabilir.

d) Faaliyet sahibi şantiye alanında; inşaatın başlama, bitiş tarihleri ve çalışma periyotları ile büyükşehir belediyesi ve/veya il/ilçe belediyesinden alınan izinlere ilişkin bilgileri inşaat alanında herkesin kolayca görebileceği bir tabelada gösterilir.

e) Şehir içi yolların ve yerleşim bölgelerinden geçen kara yollarının yapım ve onarımları ile bina yapım, yıkım ve onarım işlemleri sırasında doğacak gürültüleri kontrol etmek için mal sahibi veya yapımcı firma veya kuruluş tarafından; Tablo-5’de verilen sınır değerleri sağlayacak şekilde önlemler alınır. Bu önlemlerle ilgili olarak gerekli durumlarda gürültülü makinelerin ve ağır nakliye taşıtlarının kullanımı, büyükşehir belediyesi ve/veya il/ilçe belediyesince sınırlandırılır veya durdurulur.

ONDÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Şikayetlerin Değerlendirilmesi, Denetim, Teşvik ve İdari Yaptırımlar

Şikayetlerin değerlendirilmesi

Madde 53 Bu Yönetmeliğin yetki alanı içersinde yer alan gürültü kaynakları bazında yaşanan sorunlar nedeniyle oluşan şikayetlerin değerlendirilmesinde aşağıdaki esaslara uyulur:

a) Gürültü/titreşim konulu şikayet, belediye sınırları içerisinde belediyeye, belediye sınırları dışında ilin en büyük mülki amirine intikal ettirilir.

b) Şikayetin mahallinde incelenmesi ve değerlendirilmesinde; 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu kapsamındaki yerler için genel kolluğun, 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu hükümleri uyarınca çıkarılan Jandarma Teşkilatı Görev ve Yetkileri Yönetmeliği’nin 62 nci maddesi kapsamındaki konular içinde jandarmanın desteği sağlanır.

*******************

Ek-B) Yerel Yönetim Çevre Koruma ve Kontrol Müdürlüğüne Dilekçe

xxxxx Belediyesi

xxxxxx Çevre Koruma ve Kontrol Müdürlüğü

xxxxx, İstanbul

Sayın İlgililer;

Konu: Gürültü Kirliliği- Geceleyin İnşaat Yapılması

xxxxx Pafta xxx, Ada No:1xxx, Parsel No: 38 de süren çokkatlı inşaat geceyarılarına kadar ve hafta sonları da sürmekte ve çevreyi rahatsız etmektedir.

Konuyu görüşmek için inşaata gidip, yasalara göre 19:00-07:00 arasında çalışmamaları gerektiğini söylediğimizde bize “xxxxxx Belediyesi – Zabıta Müdürlüğünün 27 Şubat günü “geceleri çalışabilir” diye yazıp, üzerini imzalayıp kaşelediği bir yazıyı gösterdiler.

Ayrıca xxxx’da tam yaşam ortamının göbeğindeki bu inşaat için Yönetmeliklere göre gürültü düzeylerinin ölçülerek, gereken işlemlerin yapılmasını ve geceleri rahat uyumamızın sağlanmasını rica ederim.

Saygılarımla,

xxxxxxxxx

Eki: xxxxxx Zabıta Müdürlüğüne Başvurumuz (3 Sayfa)

************************

Ek-C) İl Çevre Müdürlüğüne Dilekçe (Aynı Dilekçe esas Sorumlu Olan Belediye Çevre Müdürlüğüne de verilebilir)

23 Mart 2008

İstanbul Valiliği İl Çevre Müdürlüğü

Fatih Orman Kampüsü

Maslak-Sarıyer

İstanbul

Sayın İlgililer;

Konu: Gürültü Kirliliği- Geceleyin İnşaat Yapılması

xxxxxPafta 6xxxx, Ada No:xx1, Parsel No: 38 de süren çokkatlı inşaat geceyarılarına kadar ve hafta sonları da sürmekte ve çevreyi rahatsız etmektedir.

Konuyu görüşmek için inşaata gidip, yasalara göre 19:00-07:00 arasında çalışmamaları gerektiğini söylediğimizde bize “xxxxxx Belediyesi – Zabıta Müdürlüğünün 27 Şubat günü “geceleri çalışabilir” diye yazıp, üzerini imzalayıp kaşelediği bir yazıyı gösterdiler.

Konu ile ilgili başvurularımız eklidir. Ayrıca xxxxxda tam yaşam ortamının göbeğindeki bu inşaat için Yönetmeliklere göre adı geçen işyerindeki gürültü düzeylerinin ölçülerek, gereken işlemlerin yapılmasını rica ederim.

Saygılarımla,

xxxx

Ekleri:    1. xxxx Belediyesi Zabıta Amirliği Başvurusu (3 sayfa)

25 Mart 2008, gültekin orhon “çevreyi koruma bilinci”

*****************

Sonuç: 28 Mart, Cuma günü teyzemi tekrar dolaşmaya gittim.  O arada Şantiye’ye de uğradım.  Sanırım şu an isim de verebilirim.

İnşaatı yapan şirket Polat İnşaat’tı.  Genç bir mühendis arkadaşla sohbet ettik.  Çarşamba günü Beşiktaş Belediyesi telefon ederek, yasal saatler konusunda kendilerini uyarıp saatlere uymalarını istemişler.  Kendileri de saatlere uymaya başlamışlar.  Tek bir sorun vardı, genç arkadaşım artık saatlere uyacağını söylemesine rağmen,  bu kuralın gerekli olduğuna da pek inanmamıştı.   Bu konuda o arkadaşın rahatsız edilmeden yaşama hakkı olduğu bilincinin oluşması için sanırım uyuduğu yerin hemen yanında 24 saat palplanş çakılması gerekiyor.

Doğrusunu isterseniz o arkadaşı anlayışla karşılamak gerekiyor, çünkü olay da aynen öyle başlamıştı.  Kuruçeşme sahillerinde konuşlanan gece kulüpleri  karşı kıyıdakileri uyutmayacak düzeyde yıllarca rahatsız etmeselerdi, ben de içinde olmak üzere Anadolu Sahili isyan etmeyecekti.  “Kötü komşu kişiyi ev sahibi yaptığı” gibi, “rahatsız edilmek de kişileri rahat yaşamak hakları olduğu bilincini geliştiriyor.”

Konuya çok çabuk eğilip çözüm getiren kurumlar olarak Beşiktaş Belediyesi ve Polat İnşaat’a ve bu konunun üzerinde çalışıp gereken önlemleri alan bütün ilgililere teşekkür ederim.

Gültekin Orhon

Kuzguncuklular Derneği Yönetim Kurulu Üyesi


Kuzguncukta Bir Cumartesi Günü- 27 Ekim 2007

12 Kasım, 2007

(Son güncelleme- 12 Nisan 2008)

(Resimlerin üstüne tıklayarak büyültebilirsiniz)

Kapanmış KavşakPerihan Abla günlerinden beri İstanbul’un dizi ve film ekiplerinin gözdesi Kuzguncuk’tur.  Kuzguncuk halkı bu yoğun ilgiye sempati ile yaklaşmasa da, bir yere kadar alışmıştır.

27 Ekim günü köy merkezinde olan Üryanizade ve Perihan Abla Sokaklarında yaşananlar ise bütün mahallenin ayağa kalkmasına neden oldu.  Olayı kişilerin de adlarını açık açık yazarak anlatacağım.  Yaşanmış bir olaydır.

Ben Üryanizade Sokağı’nın uzantısı olan Bican Efendi Sokak’ta oturuyorum.  Sabah bir iş görüşmesine gitmek için Vapur’a binmek üzere yola çıktım. Hergün sessiz sakin, trafiği tek yönlü olan Üryanizade’ye girmeye çalıştım; ama olmadı.  Sokakta  büyük bir inşaat faaliyeti vardı, yol plastik borularla kapatılmıştı.

Kapatılmış Üryanizade Sokağı -27.10.07

Benim geçmeme olanak yoktu, çoktan beri söylentisi olan “İkili Sistem (Pis ve Temiz Suların ayrı ayrı uzaklaştırılması)  inşaatına İSKİ en sonunda başlıyor,” diye düşündüm.  (1) Yolun ucunda büyük bir vinç te gelmiş, bekliyordu.  Yakınımda  borular evlere giriş çıkışı engeleyecek bir yoğunlukta yatıyordu.

 Evlere Girişi Engeleyen Borular

Çevreyi dolanınca ise hayretle öğrendim ki; 

Cuma akşamı gelen/telefon eden bazı kişiler, Belediye’den geldiklerini/aradıklarını söyleyerek,” sokaktaki otomobillerin park bedeli ödenmiş olan otopark’a çekilmelerini” istemişler. Sokakta yaşayanlar bu isteğe uymuşlar. Gece yarısı gelen araç ve vinçler getirdikleri malzemeyi tek yönlü yol olan Üryanizade Sokağına ve Perihan Abla Sokağına yerleştirmişler.  Denizden gelen tek yönlu yol kesilip, bütün trafik iki yönlü çalışabilen İcadiye Caddesine yüklenmiş. 

Çevrede yaşayan veya geçmeye çalışan bütün kişilerin uyarı ve itirazlarına rağmen film çeken ekip ve İtalyan yöneticiler sabah 8:00′den 16:00′ya kadar kulaklarını herkese tıkayarak çalışmalarını sürdürdü, yol gece yarısından başlayarak 16 saat süreyle trafiğe kapalı tutuldu.

 Perihan Abla- Üryanizade KavşağıKavşakta Vinc ve RejisörKavşak Yönetim MerkeziKapanmış Kavşak

Semtte yaşayanların itirazlarına Reklam filmini PAKPLAST adına çeken COMBO Film Yapım Şirketi yetkilisinin  karşılığı; “İzin aldıklarını ve Belediye Rüsumunu ödedikleri” idi.   İstanbul Valiliği İl Emniyet Müdürlüğünün 23.10.2007 tarih B.05.1.BGM.4.34.00.12.03.5/22911 sayılı  izninde yetkilinin tam olarak göremediği dört koşul vardı;  İzin, “… ilgili Polis Merkezine bilgi verilmek, ..Karayolları Trafik Kanunu gereğince trafik düzenini bozmamak, işgaliye harcını yatırmak ve….. çevreyi rahatsız etmemek kaydıyla” verilmişti.

Bütün uğraşılar bir sonuca ulaşmayınca Mahalle halkı Cumartesi olmasına rağmen Kuzguncuklular Derneği olarak Devlet’e son bir başvuruda bulundu.  103 imzalı, fotoğraflı bir dilekçe Üsküdar Cumhuriyet Başsavcılığı’na verildi. (2)   Nöbetçi Savcı duruma hemen elkoyarak Güvenlik Güçlerinden  yolu açtırmalarını istedi.  Saat 16′da en son gelen Polis Ekibinin gözetiminde yol boşatılmaya başlandı.  (Bundan önce ekipler gelmişti ama, onlar asıl görevlerinin halkın tepkisini yatıştırma olduğunu düşünüyor ve film çekimini bir kısım halkla beraber izliyordu)

Saat 21′de Film Ekibi son malzemeyi kaldırdı ve Kuzguncuk alışılmış akşam sessizliğine büründü.

**********

(1)  İSKİ ne yazık ki, şehrin merkezinde bırakın İkili Sistem yapmayı, Kuzguncuk’un pissuyunu Üsküdar’a taşıyacak olan sahil kuşaklama kanalını bile yapmamıştır.  Kuzguncuk’un pis suyu bugün (4 Kasım 2007) de süzülerek İstanbul Boğaz suyunun üst akıntısına katılıp, Marmara Denizine akmaktadır.

(2)  Dilekçe ve imza verenler-

” İMZA KAMPANYASI- Kuzguncuk Merkezinde Üryanizade ve Perihan Abla Sokak’larının dört bir kolu 27 Ekim 2007, Cumartesi sabahının çok erken saatlerinden 16:00′ya kadar (en az 16 saat süreyle) yola konan çeşitli araç ve gereçlerle her türlü araç trafiğine kapatılmıştır. Yollarımızı yasalara aykırı olarak kapatan kişi ve firmaların yolu derhal terk etmelerini ve haklarında gerekli yasal işlemlerin uygulanmasını istiyoruz.”     

Refik Demirkol, İshak Eskinazi, Tahsin Aksu, Emrah Uslu, Feryal Özen, Emre Bayrak, Nurcan Uslu, Sedat Uslu, Ferdi Avsan, Rahmi Özçalık, Sami Arınk, Melahat Yolcu, Hakan Özdemir, İbrahim Özyürük, Nuri Özel, Zeynep Ateş, Yetkin Akbaba, Haluk Yazar, Rıdvan Yayın, İdris Şahlan, Hazal Kurhan, Blagoy Vazlef, Murathan Tıraşoğlu, Hasan Yazıcı, Cem Parmaksız, Müftün İshale, Ayhan Tazeyurt, İlker Şahin, Emre Ösek, Neriman Özkan, Mustafa Turgay, Ahmet İçen, Reyhan Yıldırım, Numan Özkan, Ekrem Özkan, Şakir Cevat Bayraktar, Yemlihan Ebcim, Yücelbilent Yağcı, İsmet Yıldırım, Safiye Aktuna, Bekir Tunç, Nilgün Güvenel, Kamil Aksoy, Kenan Satılmış, Hüseyin Aksoy, Demet Oğuzer, Can Oğuzer, Sibel Baltacı, Doğan Oğuzer, Can Karayel, Esra Karayel, Yusuf Katipoğlu, Dr. Gökhan Göker, Fatih Hoca, Emre Karademir, Necmiye Özay, Arcun Tanju, Oya Fırat, Süleyman Şark, Erkan Tenel, Recep Aka, Uygar Demiroğlu, Nükte Devrim, Esin Aksoy, Seval Orhon, Didem Portakal, Şengül Alemdar, Alev Mavitan, Seval Yüksel, Ekin Türkeç, Önal Tankurt, İnanç Deşat, A.Faik Kaptan, Nesrin Güralkan, Şeyda Ellialtı, Rıdvan Ellialtı, Ziya Yücedağ, Menderes Çakıl, Ayla Arslan, Tülay Atabey, Dilek Demirci, Artin Demirci, Egemen Berköz, Cihan Atalay, Demet Yağcı, Ayda Demirci, Ada Tuncer, Ayşe Güren, Ömer Erzeren, Anıl Şahinöz, Ferit Katipoğlu, Cem Sinanoğlu, Walter Reidel, Tolunay Güven, Hasan Maden, Ayberk Aladar, Ursula Katipoğlu, Muazzez Karamer, Server Karamer,  Hayri Karamer, Gürsoy Erol, Gültekin Orhon, Monica Yıldırımer, Luca Yıldırımer, Aydan Sayın

071104 – Gül

Daha Sonraki Gelişmeler ve Nisan 2008 Durumu:

Yukarıda açıklanan olay Kuzguncuk Halkını çok tedirgin etmişti.  Kuzguncuklular Derneği bu konuda izin verdiği söylenen ‘İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ sorumluları ile doğrudan görüşme yaparak mahallenin isteklerini iletti. 

tekin Orhon


Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.