(Yazım günü 22 Mart 2009)
22 Mart 2009, Pazar günlü Zaman Gazetesinde bir yazı dikkatimi çekti; “Kayseri olayı ve Saadet Partisi”, yazarı Hamdullah Öztürk.
“Yaklaşık yirmi gündür Kayseri’de bir şeyler oluyor. Bir astsubay, Karargâh Evleri’nden tutuklu, yani Ergenekon davası kapsamında yargılanan Kur. Alb. Cengiz Köylü’ye yardım maksadıyla para toplanması için komutanının verdiği sözlü emri intranete girmekle itham ediliyor.
Bence cezaevinde bulunan bir insana para toplamanın hiçbir mahzuru yok. Suça bulaşmış olsa bile insan insandır. Dostlarının onu yalnız bırakmayarak rehabilitesi aynı zamanda içtimai bir vazifedir.
Nedense bu olay fazlasıyla abartılıyor. Sanık avukatı hukuk dışı uygulamalar, işkence, ilaç verme ve hipnoz gibi acaiplikler, asit kuyularıyla tehdit edilerek dikte edilen ifadeleri zorla imzalatmalar gibi bir dizi anormalliği günlerdir açıklıyor. Sanığın babası oğluyla görüştürülmüyor. Günlerce sonra görüştürüldüğünde babasına tepki veremeyecek kadar bitik durumda olduğu görülüyor. O günlerde aynı komutanın Kayseri esnafını tasnife tabi tuttuğu, savcıların evrakta tahrifat yaparak yargıyı yanılttığı ve de mal varlıklarında kayda değer artışlar olduğu ortaya çıkıyor.
Karargâh Evleri’nin dahil olduğu Ergenekon davasında susan, hukukiliğe vurgu yapıp duran ve “Ergenekon Medyası” ismiyle anılır hale gelen gazetelerde bunca hukuk skandalı tek kelimeyle bile yer al(a)mıyor…..”
http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=828467&title=kayseri-olayi-ve-saadet-partisi
Dikkat edilirse yazar Öztürk, sanık astsubayın adını anmıyor. Bu doğru bir yaklaşımdır. Suçu kanıtlanıp, yargılanmamış kişilerin adları yazılmamalıdır.
Konuyu guggılladığımda birbirinden değişik bir sıra haber kaynağı gördüm. Aynı olayı değişik gazeteler değişik yönden ve de karşı bakışı yok sayarak ele alıyordu.

Karargah Evleri - Değişik Bakış Açıları
Birkaç gazete ordu içinde ışıkevleri olduğunu ve bir astsubayın resmi yazışmalarda kişisel görüşü doğrultusunda değişiklikler yaptığını yazarken, başkaları hedef saptırılıp bir astsubaya işkence yapıldığını yazıyordu.
Bir kaynak, “ …..Soruşturmanın …Tümgeneral Rıdvan Ulugüler adına düzenlenen iki sahte emirle başladığı öğrenildi. …., bir süre önce kendi imzasıyla bilgisi dışında “sahte emirler” dolaşmaya başladı. Bunun üzerine Ulugüler, inceleme başlattı. İnceleme sonucunda Astsubay Ali Balta, Orhan Güleç ve İsmail Dağ, “sahte belge düzenledikleri” gerekçesiyle gözaltına alındı. Olay hemen Hava Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Savcılığı’na bildirildi.
… Edinilen bilgilere göre Balta şunları anlattı; …Denizli’de lisedeyken bir yıl kadar Işık Evleri’ne gitmiştim. Mezun olduktan sonra bir abimiz Kayseri’de Işık Evleri’nden kişilerin bize ulaşacağını söyledi. 2006′da Kayseri’deki birliğime katıldım. Birkaç gün sonra Tarık isimli şahısla tanıştım….. Daha sonra Yusuf, E.Ş. isimli biriyle geldi ve “Bundan sonra ev abiniz E.Ş. olacak” dedi. E.Ş. ev abimiz oldu ve Kırık Testi, Prizma ve Asrın Getirdiği Tereddütler gibi Fethullah Gülen’e ait kitaplar getirerek bize açıklamalarda bulundu…. Şubat 2009′da… Flash belleğin içeresinde bulunan belgeyi gönderebilmek için arkadaşımın çalıştığı amirliğe gittim. Flash belleği bilgisayara taktım. İçerisindeki yazıya DYS numarası aldım ve pek fazla evrak gitmeyen İhale Komisyon Başkanlığı’nı seçerek evrakı oraya gönderdim. Yusuf’la buluşup flash diski geri verdim. Bana “büyük iş başardın” dedi. Olay Çarşamba ortaya çıktı…..“
http://www.turuncutime.com/news/129/ARTICLE/8534/2009-03-20.html
Bir konu ise çok dikkat çekici idi; Hamdullah Öztürk astsubayın adının başharflerini bile yazmaktan sakınırken gerek Zaman gerekse Samanyolu haberin başına iki ayrı subayın fotoğraflarını koyuyordu. Sanki suçlular o subaylarmış gibi.

Zaman Gazetesi- Hedef Gösterme

- Karargah Evleri- Hedef Gösterme
Zaman ve yandaşları ne yazık ki Türk Ordusunu gözü kara bir şekilde hırpalamaya çalışmakta ve subaylarını hedef göstermektedir. Bu çok yanlış bir tutumdur, en azından yardım etmeye çalıştıkları astsubay’a gösterdikleri özeni subaylarımıza da göstermelidirler.