Yaz Okulları – Kuzguncuk

28 Haziran, 2008

Dün sabah, sıcak güneşli bir Haziran gününde Kuzguncuk İlköğretim Okulu’na ders vermek için gittim.  Derste Hafta Sorumlusu Nilgün Güvenel’in dışında yaş ortalaması 8 olan 19 genç vardı.

 

 

 

 

 Okul Kuzguncuk’un Boğazı gören bir tepesinde, 19. Yüzyılda Marko Paşa’nın Konağı olarak yapılmış.  “Sen git derdini Marko Paşa’ya anlat” deyimine konu olan Marko Paşa.   Konumuz olan Çevre’yi,  ’Zaman Tüneli içinde İstanbul’un Gelişimi’ olarak anlattıktan sonra, gençlere ” Sorgulamacı Yaklaşım” ile ilgili masallar  anlatıp, bitirdim. 

Anlattığım masalların birkaçını burada yineliyorum.

Konuşma Özürlü ve Görme Özürlü Alıcı – (Özü; Her Olayı Kendi İçinde Değerlendirmek Gerekir)

Bir Eczaneye, konuşma özürlü bir kişi gelir ve kendi için bir diş fırçası ister.  Diş fırçasını nasıl ister gösterir misiniz?

(Dinleyenler genelde el ve parmakları ile diş fırçalama eylemi yaparlar.  Onaylayarak, konuşmayı sürdürürsünüz);  Yaklaşık on dakika sonra elinde beyaz bastonu ile bir görme özürlü aynı eczaneye girer.  Bu kişi bir tarak istemektedir, nasıl ister?  

Sahiden nasıl ister, siz yanıtlar mısınız?  (Doğru yanıt yazının en altında)

Engizisyon’da Yaşamı Seçebilmek- (Özü; Çözüme giden yol tek değildir, başka yollar da vardır.)

Ortaçağ Avrupasında İspanyol Engizisyon Mahkemeleri din dışı gördükleri her kişiyi ölüme gönderiyorlar.  Bir kasabanın Mahkeme Başkanının da bir derdi var.   Mahallesinden bir delikanlı ile kendi kızı birbirlerine aşık olmuşlar.  Başkan bu işten hiç hoşnut değil.  Sonunda bir neden yaratıp, delikanlıyı mahkeme karşısına çıkartıyor. Savlama ve savunma sonunda karar veriyor; “Konuya ilahi adalet çözüm bulacak.   Delikanlı tutuklanacak, ertesi gün hakimlerin karşısında ‘ölüm’ veya ‘yaşam’ı kendi seçecek.  Yöntem olarak da, iki ayrı kağıt bir şapkanın içine konacak.  Kağıtlardan birinde ‘ölüm’ diğerinde ‘yaşam’ yazacak.  Zanlı kendi yazgısını seçeceği kağıtla belirleyecek.”

Gece şehir kalesinin bir burcuna hapsedilmiş olan delikanlı kara kara düşünürken, demir parmaklıklar arasından bir taş içeri düşüyor.  Taşı aldığında çevresinde de bir kağıt görüyör.   Taşı sevdiği atmış, kağıtta yazan ise; “Sevdiğim babamın konuşmasını duydum.  Seni mutlaka ortadan kaldırmaya niyetli.  Her iki kağıda da ‘ölüm’ yazacakmış.  Seni çok seviyorum, elveda.”

Ertesi gün mahkeme toplanıyor.  Başhakim’in önünde iki ayrı şapka konmuş.  Zanlıya durum tekralandıktan sonra, seçimi yapmaya çağrılıyor.  Zanlı yürüyor, seçimini yapıyor ve………..serbest olarak mahkemeden çıkıyor.

Hangi yöntem ve davranış onu oradan canlı çıkartır?  (Yanıtı en aşağıda)

Hindistan Racasının Kızı -  (Özü- Çözümde giden yolda birden fazla bakış açısı vardır)

a. Özürlü Kişiler – İkinci gelen “bana bir tarak  verir misiniz?” der. O göremez, ama  konuşabilmektedir.

b. Engizisyon- Yanıt seçmekte değil, seçmemekte yatıyor.  İkisi ayrı duran şapkalardan birine yaklaşan zanlı, kağıdı alıp açmak yerine alıp yutuyor. Yuttuktan sonra, “Ben seçimimi yaptım,” diyor. “Kalan kağıdı siz okuyun.”    

Ben bu öykü’yü anlattıktan sonra çözümü anlattım, tam anlamadılar. O sırada önümdeki bir öğrencinin elindeki ufak kağıt parçalarına gözüm ilişti.   İki kağıdı gösterip, “Bir tanesini böyle yutmuş” dedikten sonra kağıdı ağzıma atıverdim.    Ders sonunda  dışarda çocukları bekleyenler vardı.  6-7 yaşlarında olan bir öğrenci dedesini görünce, “Dedeeee, öğretmen kağıdı yuttu” diyerek ona yaklaştı.  İki saatlik anlatımda en akılda kalan davranış/ söylemim o olmuş.

c.

 

Derse katılan gençler ; Zeynep Bahar Bilgiç (7), Emir Çelebi (7), Deniz Özbaş(9), Efe Yağız (8), Deniz Ege (6), Bora Özkan (6), Sude Yusoğlu (5), Kardelen Ceren (7), Ecem Güler (7), Umut Saliçanyiğit (6), Selen Kazandır (7), Nurşen İşar (8), Yağmur Toplu (13), Zeynep Dalbay (11), Kader Yalçın (12), Oğuzhan Özçelik (12), Aleyna Özay (9), Uygar Karamel (6), Tiycan Işlak (11)


dabılyu dabılyu dabılyu= www = “üç çift v”

1 Nisan, 2008

(Son güncelleme; 13 Temmuz 2008) 

İngilizce bizim dilimizin içine hâl hatır sormadan, izin istemeden çat kapı giriverdi.  İnternetin ilk yıllarında konuyu yönetmekle  görevli olan METU’nun  (1)  seçim ve yönlendirmesiyle o sırada dilimize giren birçok bilgisayar deyimiyle beraber  @ ve w harf/simgeleri de Türkiye 51. eyaletmişcesine  olduğu gibi alındı.

Bizler de yaklaşık 12  yıldır dabılyu, dabılyu, dabılyu deyip duruyoruz.  Aslında çok yaratıcı bir toplumuz. GSM yerine ‘cep telefonunu” bulup, oturtturuverdik.  Yabancı sözlerden uzak durmaya da genelde dikkat ediyoruz.  Sonunda imeyl yerine e-posta da oturdu sayılır.  Her nedense www ve @ de takıldık kaldık.

Bence www  yazıp, “üç çift ve” okumak çok doğru çözüm.

a. Dilimizde bugün var olan iki sözcüğü kullanıyoruz. v harfi de, çift kavramı da dilimizde var.

b. Görünen şeyi olduğu gibi okuyoruz; w sahiden de yanyana konmuş iki v’dir, yani çift v’dir.   “Çift ve”yi en uzak yaşam yerinde de söyleseniz dabılyu’dan çok daha anlanabilir bir şey söylüyorsunuzdur ve hemen algılanabilir.

c. www internete özel bir harf grubu, kısaltmadır.  Bunu aynen göründüğü şekilde tek bir tanımla anlatmamız daha doğru olur; ‘üç çift v’.

d. Dabılyu üç hecedir, ‘çift ve’ ise iki hece.  ‘Çift ve’ demek daha kolaydır. Hele 6 hece yerine (dabıl yu, dabıl yu, dabıl yu) sadece üç hece (üç çift ve) ile anlatmak çok daha kolay olacaktır.

 Neden bugünedek bu söyleme geçmedik, bilmiyorum.  Bana göre w yerine konabilecek en güzel söylem “çift ve”dir.

@ konusunu bir sonraki yazımda işlemek istiyorum.

(1)  ODTÜ (Orta Doğu Teknik Üniversitesi) ve METU (Middle East Technical University),  Dr. Jeykıl ve Mr.Hyde gibidir.  Ne zaman hangi kılıkta ve karakterde olacağı belli olmaz.  Bugün bile her ikisi de aynı kurumun değişik dillerdeki adı olmasına karşın  hem ODTÜ hem de METU uzantılı internet sayfaları vardır.    “Benim adım METU’dur, ama siz bana ODTÜ diyebilirsiniz”, demek gibi bir şey.   Sayın Hüseyin Çalışkan’ın bu kurum hakkında çok güzel bir çalışması var, ODTÜ Tarihçe 1956-1980) . Ne yazık ki bu kitap 2003te tükendi ve bir daha da basılmadı.

(2) Yazıyı bitirdikten sonra kontrol etmeye döndüğümde “üç çift v” adının aralarında Doğan Hızlan ve Emre Kongar da olan 5 ayrı sitede daha önce kullanıldığını/ önerildiğini gördüm.

Güncelleme-  13 Temmuz 2008

Yanda bugün gugıl (İngilizce yazılımı Google’dır) arama motorunda bloguma yönlendirilen arama terimleri var.  Bir yurttaşım

“dabıl ne demek” diye sormuş, başka birisi “sivi özgeçmiş” ilişkisini anlayamamış, başka biri de ‘cv’nin anlamını sormuş.   Kimin bu kadar kişinin aklını karıştırmaya hakkı var?

20 yüzyılın başından kalma bir özdeyiş vardır;

“Bu kadar cehalet ancak tahsil ile mümkündür – Bu düzeyde bilgisizlik ancak eğitimle olabilir”. Bu özdeyişe gün geçtikçe daha çok inanıyorum.  Gültekin Orhon


Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.