Korumalı: Yılbaşı- 2010

11 Ocak, 2010

Yazı parola korumalı. Yazıyı görmek için parolanızı girin:


Unutkan Türkiye

2 Ocak, 2010

Dün gece (Yılbaşı 2010)  “Bizim Tepe – Creperie”deydim.

Gece yarısı yaklaşırken dans pistindeki yaklaşık 80 kişi bundan 30 yıl önce  sadece konserlerde dinlediğimiz Türkçe şarkı/ türkülere hem hep beraber eşlik ediyor, hem de coşkulu bir şekilde “5 Yıl Önce 10 Yıl Sonra” nın melodileri ile dans ediyordu. Söylenen şarkılar arasında aklımda kalanlar;  Hayat Bayram Olsa / İkinci Bahar/ Yıldızların Altında/  Senden Başka / Haykıracak Nefesim  Kalmasa Bile / Sevemez Kimse Seni /Son Mektup/ Ağlama Değmez Hayat vardı.

Gözümün önüne birden  25  yıl önceki “Bizim Tepe” geldi.  Türkçe sözlü müzik düğünlerin sona erdiğini belirten “Kasap Havası”yla  sınırlıydı. Kısa bir tarihçe yaparsak;   1930lu yıllarda dans müziği batı temposunda,  özgün Türkçe sözler ve beste ile çalınırdı. “Nereden Sevdim O  Zalim Kadını”, “mazi”, “mehtaplı bir gece”,  “kalbim yalnız seni sevecek” , “sevdim bir genç kadını”  ve “Papatya Gibisin”  bu  dönemin  örnekleridir.  O yılların  koşulları ve  dinleyici/ izleyici sayısı gözönüne alınırsa  edinilen eserler çok  büyük başarıdır.  1950′lerde ise yoğun bir Batı müziği baskısı olmuş, 60′lardan sonra da Türkçe sözlü müzik dönemi başlamıştı.

“Bizim Tepe”de   1980′li yıllarda Batı sözcükleri ve Batı ezgileri ile dans edilirdi.   Yirmi beş yıllık bir süreç içinde  aynı salonda  batı müziğinin  neşe ve temposu ile Türkçe melodi ve sözleri söyleyerek dans eder olmuştuk.  Bence toplum  kendi sentezini yapmış ve  bizim  olan bir müzik türünü yakalamıştı.  Bana göre bu olumlu bir gelişmeydi.

İki ay önce  aynı topluluğa aynı salonda  başka bir gece için davetiye  yollanmıştı.  29 Ekim Cumhuriyet Balosu yapılacaktı.  Biz o geceye de katıldık.  Yılbaşını kutlamak için 350 kişinin toplandığı salonda 29 Ekim gecesi  sadece 27 kişi vardı.

Yılbaşını ve diğer güzel günleri yüksek katılımla kutlayan topluluk, Cumhuriyet Bayramı’na ne yazık ki gereken ilgiyi göstermiyor.  Halbuki Cumhuriyet olmasa Yılbaşı da olamazdı.  Özetlersek;  günümüzde  20 yıl öncesine göre çok büyük bir rahatlık içinde yaşayan/tüketen toplumumuz ne yazık  bugünkü yaşamının kaynağını  unutmuş bulunuyor.

Dilerim   bu unutkanlığın sonucunu hep beraber ağır bir bedelle ödemek zorunda kalmayız.

2010


Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.