Kuzguncuk Bostanı- Boğaziçi ve “Yap-İşlet Devret” Kanunları

13 Aralık, 2010

Uzun yıllar yaşadığım ve Kuzguncuklular Derneği Üyesi olarak daha güzele gitmesi için çalıştığım Kuzguncuk yeni bir haksız saldırı karşısında.
Kuzguncuk’un göbeğinde olan Bostan, sahibi olan “Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce “yap-işlet-devret modeliyle yatırım planına” alınmış. (25.10.2010 günlü, Kiralama Müdürü Ramazan Akbaşoğlu imzalı yazı)

Önce tanımda anlaşmamız gerekiyor. “Yap-İşlet-Devret Modeli” nedir? Bu modelin tanımını herhangi bir sözlük değil, TBMM yapmıştır. 08/06/1994 günü kabul edilen, ve 13/06/1994 günü yürülüğe giren 16 Maddelik “BAZI YATIRIM VE HİZMETLERİN YAP-İŞLET-DEVRET MODELİ ÇERÇEVESİNDE YAPTIRILMASI HAKKINDA KANUN” konuyu açıklamakta işleyişini de göstermektedir. http://www.mevzuat.adalet.gov.tr/html/847.html

Yasaya bakarsak;
TANIMLAR- Madde 3 – Bu Kanunda geçen;
a) Yapişlet Devret Modeli: İleri teknoloji ve yüksek maddi kaynak * ihtiyacı duyulan projelerin gerçekleştirilmesinde kullanılmak üzere geliştirilen özel bir finansman modeli olup, yatırım bedelinin (elde edilecek kar dahil) sermaye şirketine veya yabancı şirkete, şirketin işletme süresi içerisinde ürettiği mal veya hizmetin idare veya hizmetten yararlananlarca satın alınması suretiyle ödenmesini,……ifade eder.
KAPSAM- Madde 2 – (Değişik fıkra: 24/11/1994 – 4047/1 md.) Bu Kanun, köprü, tünel, baraj, sulama, içme ve kullanma suyu, arıtma tesisi, kanalizasyon, haberleşme, elektrik üretim, iletim, dağıtım ve ticareti, maden ve işletmeleri, fabrika ve benzeri tesisler, çevre kirliliğini önleyici yatırımlar, otoyol, trafiği yoğun karayolu , demiryolu, gar kompleksi, lojistik merkezi, yeraltı ve yerüstü otoparkı ve sivil kullanıma yönelik deniz ve hava alanları ve limanları (Ek ibare: 21/05/2008-26882 S.R.G. Yön/md.2) yük ve/veya yolcu ve yat limanları ile kompleksleri, sınır kapıları, milli park (özel kanunu olan hariç), tabiat parkı, tabiatı koruma alanı ve yaban hayatı koruma ve geliştirme sahalarında planlarda öngörülen yapı ve tesisleri, toptancı halleri ve benzeri yatırım ve hizmetlerin yaptırılması, işletilmesi ve devredilmesi konularında, yapişletdevret modeli çerçevesinde sermaye şirketlerinin veya yabancı şirketlerin görevlendirilmesine ilişkin usul ve esasları kapsar.

Bu durumda Vakıflar İstanbul Bölge Müdürlüğü Kuzguncuk Merkezindeki 16 dönüm bir arazide “ İleri teknoloji ve yüksek maddi kaynak ihtiyacı duyulan projelerin gerçekleştirilmesine” karar vermiş. Bu kıvanç duyulacak bir olaydır.
Bu ileri teknolojinin ne olabileceğini araştırınca köprü, gar kompleksi veya sınır kapısı olamayacağını, aşağıdaki tanımlarda bir yatırım olacağını düşünüyorum;
….yeraltı ve yerüstü otoparkı ……milli park (özel kanunu olan hariç), tabiat parkı, tabiatı koruma alanı ve yaban hayatı koruma ve geliştirme sahalarında planlarda öngörülen yapı ve tesisleri….. Bu tanımların içine ‘Taş Yapı’ veya başka bir müteahhidin binaları sığmamaktadır. (Aslında bu konuda çok emin değilim, RTE isterse 16 yıllık yasaya ‘Kuzguncuk’ ve ‘Apartman’ sözcüklerini bir haftada ekletebilir.) Ayrıca 16 Dönüm arazinin geliştirilmesi için gerekecek “yüksek maddi kaynak”ı da gözümün önüne getiremiyorum. 50-60 Milyon lira, bugün için “yüksek maddi kaynak” olarak tanımlanamaz sanırım.

Biraz geri gidersek Kuzguncuk Bostanı’nı kapsayan başka bir yasa buluyoruz; 2960 sayılı BOĞAZİÇİ KANUNU. Bu yasa 18/11/1983 günü kabul edilmiş, 22/11/1983 günü yayınlanmıştır.

23 Maddelik bu kanununa bakarsak; (Yasanın tanımlarına göre Bostan Öngörünüm Bölgesindedir.)
Amaç: 
Madde 1
– Bu Kanunun amacı; İstanbul Boğaziçi Alanının kültürel ve tarihi değerlerini ve doğal güzelliklerini kamu yararı gözetilerek korumak ve geliştirmek ve bu alandaki nüfus yoğunluğunu artıracak yapılanmayı sınırlamak için uygulanacak imar mevzuatını belirlemek ve düzenlemektir.

Yeşil alanlar: 
Madde 5
– Boğaziçi Alanında orman sayılmayan kamu kurum ve kuruluşlarına veya özel mülkiyete ait koru, koruya katılacak alan, çayır, mesire yeri, bostan ve benzeri alanlar yeşil alan sayılır ve bitki varlıkları geliştirilerek muhafaza edilir. Bu alanlardaki ağaç varlıklarının yokedilmesi veya tahrip edilmesi yasaktır. Yeşil alan sayılan yerlerde mahalli mahsullerin yetiştirilmesine devam edilir. İmar planında yeşil alan olarak belirlenen arsaların ağaçlandırıması için gerekli tedbirler Boğaziçi İmar Müdürlüğünce alınır. Boğaziçi Alanındaki yabancı ülke temsilciliklerine ait koruların bu nitelikleri korunur.

Boğaziçi Kanunun amacı çok nettir; “doğal güzelliklerini kamu yararı gözetilerek korumak ve geliştirmek ve bu alandaki nüfus yoğunluğunu artıracak yapılanmayı sınırlamak için uygulanacak imar mevzuatını belirlemek ve düzenlemek”. Bu durumda bu alanda konut yapılaşmasının gündeme gelmesi olanaksız olmalıdır. Ama gelin görün ki “yap-işlet-devret” demekte hiçbir sakınca görmeyen bir tutum izleniyor.

Ayrıca Kuzguncuk Bostanı, tapuda ve imar planında Bostan olarak tescil edilmiştir. Bugün de gidip bakarsanız yemyeşildir ve ağaç ve bitkilerle doludur. Buradan tek bir ağaç kesilmesi bile yasaktır. (Madde 5)

Bütün bu bilgilerin ışığında Facebook’ta Konfiçyus’un dediği(*), topluma Uğur Mumcu’nun tanıttığı “Bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olunmaz” sözünün önemi ve uygulamasını izliyoruz. Bir yurttaşımız çıkıp aşağıdaki satırları yazabiliyor.
Ilkosh Derek- Kuzguncuk

Ilkosh Derek
Kuzguncuk ”KURTARILMIŞ BÖLGE” değildir!..Bostan, devletin tasarrufu altında olan bir arazidir!..Herkes bu realiteye göre limitlerini ayarlasın!..Yıllardır üç beş eciş bücüş ahşap ev ve iki dal parçası için Kuzguncuk gibi bir rantiyeyi hakltan esirgediniz..Devlet kurumlarına asilik yapmanız da cabası!..
Friday at 2:48pm ·

Ilkosh Derek - Kuzguncuk
Ilkosh Derek
Lokal şovenizm kokan tarzınızın aslında aşiret bağnazlığından pek de farkı olmadığını hatırlatırken,herkesi devletin mülkiyet ve tasarruf hakkına saygı duymaya davet ediyorum..Bugün devletin tasarruf hakkına karışan bedevi zihniyeti,yarın benim özel mülküme göz diker!..Sonuna kadar Vakıflar Müdürlüğünün safında yerimi alacağım..
Friday at 2:47pm

1.Bostan, yasalara uygun olarak “devletin tasarrufu altındadır.” Devlet yasaları uygulayacaksa, o alanı yeşil tutacak, nüfüsu arttırmayacak, tek bir ağacı kestirtmeyip, çoğaltacaktır.
2.Kuzguncuk’lular devletin yanındadırlar, Devlet’in 2960 sayılı BOĞAZİÇİ KANUNU’nu uygulamasını beklemektedirler, Devlet’e bu konuda yardım etmeye hazırlanmaktadırlar.
3.Bu eylemde İlkoş (Bey?)’in özel mülkiyetine göz dikmek değil, kamu malının yasalara uygun olarak kamuda bırakılması ve bütün toplumca kullanılması düşüncesi yatmaktadır.
4.Kuzguncuklular da “Vakıflar İstanbul Bölge Müdürlüğü”nün yanındadırlar. Vakıfları yasaları uygulamaya davet ediyoruz.

Eğer geliriniz Bostan’da yükselecek YİD (yap-işlet-devret) Apartmanına yetmez ise, sizi de aramıza bekliyoruz İlkoş Derek (Bey?). Bostan’a girmek için özel bir anahtara gerek olmayacak, elleriniz cebinizde, dudaklarınızda bir ıslık, yüzünüzde gülümseme ile “şöyle bir gezinmeye geldim” deyip, bostanı baştan başa gezebileceksiniz. Bunu bugün de yapabilirsiniz.

Hep birlikte Boğaziçi’nin “doğal güzelliklerini kamu yararı gözetilerek korumak ve geliştirmek” için…………

(*)-Murathan Mungan – 227 Sayfa- Metis Yayınları- 2010, sayfa 134


Demokrasilerde Oyların %46.7′sini alan tek parti AKP değildir

18 Mart, 2008

(Son güncelleme- 18 Mart 2008)

Demokratik bir seçimde 16,340,000 oyla toplam oyun %46.7′sini alan tek parti AKP değildir.

Daha evvel bir milyon fazla oyla (17,277,000) toplam oyun % 43.9′unu alıp yönetime gelen başka bir parti daha vardır.

Bu parti 41 yıllık bir Parlamenter Monarşi’nin ardından 14 yıllık demokrasi deneyimi olan Almanyanın başına, 17 Milyon kişinin oylarını serbest seçimle alarak geldi.

İktidarda kaldığı 12 yılın sonunda harap olmuş bir dünya (Avrupa, Japonya ve Kuzey Afrika) ve 60 Milyon ölü bıraktı.

Almanya 1930′larda Krupp Çeliği olan, BMW ve Mercedesi üreten,  dünyanın ilk füzelerini (V2) üretmeye çok yakın bir toplumdu.  O toplumun 17 milyon insanı yanlış yaptı ve bedelini onlarla beraber en az 55 Milyon insan hayatını,  sayılarını bilemediğimiz başkaları beden, ruh ve malvarlıklarını kaybederek ödedi.

2008′in Türkiyesi 3-5 marka Yabancı Marka otomobil (Ford, Fiat, Renault vs.) üretiyor, füze üretmeye yakın olduğunu sanıyor.  Bu toplumun 16 Milyon kişisi neden Almanların 17  milyonu gibi yanlış bir seçim yapmamış olsun?

Bundan dolayı ”En çok oyu ben aldım, ben istediğimi yaparım”  diyenleri uyarmak ve gerektiği anda doğru yola koymak için denetim ve kontrol araçları şarttır. Bu araç “Başsavcılık mı olur, başka bir kurum veya yöntem mi?”, o tartışılabilir, tartışılmalıdır.

Tartışılmaması gereken şey; “oyların çoğunu alanların  da yanlış yapabilecekleri ve  denetilmeleri gerektiği”dir.

Ben ABD sistemini epey bildiğimi düşünüyorum. O sistem, “güce sahip olanın sürekli denetiminin gerektiği” ilkesi üzerine kuruludur.  Bunun için yaygın ve karşılıklı denetim sağlayan bir sistemleri vardır. (1)

“Ben halkın çoğunun oyunu aldım, istediğimi yaparım,” diyenlere sormak gerekir, “Sen hiç tarih okudun mu?”

Kendimize sormak gerekir, “Bu soruyu sorabilmek için, ben yeterli tarih biliyor muyum?”

Tarih bildiğimizi düşündüğümüz zaman da düşünmek gerekir, “Acaba Almanya’nın 1930′larda dirayetli denetim/uyarı kurumları olsaydı, 60 Milyon insan ölür, ülkeler ve hayatlar harap olur muydu?”

İkinci  Dünya Savaşı olmak zorunda değildi.  Olmayabilirdi de.

(1)   Cumhuriyet’in getirdiği denetim sistemleri (müfettişlik, Yüksek Denetleme Kurumu, Sayıştay vs. ) son 5 yıldır yavaş yavaş ya ortadan kaldırılmış, ya da işlevini yitirmiştir. Artık Yürütme’yi  ne Yasama, ne de Denetleme Mekanizmaları denetlememektedirler.)


YTL, TL ve Başbakan’ın kafası

16 Mart, 2008

Başbakanın kafası iyice karışmış!

15 Mart’ta Başbakan Batman’da, “Son beş senede yaklaşık 8.5 katrilyon sadece Güneydoğu ve Doğu’ya harcadık” demiş” ve eklemiş, “79 seneyi araştırın böyle bir şey görmeyeceksiniz.”

Aslında artık katrilyon kullanılmaması gerekir, çünkü Başbakan’ın öncülüğünde 1 Ocak 2005′te YTL’ye geçmiştik.

2008 yılı TC Devlet Bütçesi 222 Milyar 553 Milyon YTL olarak 14 Aralık 2007′de kabul edilmişti.

 Katrilyon= bir milyon milyar = 1,000,000*1,000,000,000 olduğuna göre  1 Katriyon TL = 1 Milyar YTL

Bu durumda Başbakan’ın 8.5 Katrilyonu YTL değil, TL’dir… ki bu da 8.5 Milyar YTL eder.

Türkiye’nin 2008 Bütçesi 222 Milyar ise, son 5 yılının toplam harcaması da 1 Trilyon YTL olmalı.

Doğu ve Güneydoğu Anadolu derken; Türkiye’nin 81 il’inden 20′sini , 779binkm2′nin % 28.5′u ve 71 Milyon nüfus’un yaklaşık %20′sini konuşuyoruz.

O zaman son beş senede toplam bütçesinin %1′den azını ortalama %20 büyüklüğü olan Güneydoğu ve Doğu’ya harcamışsa, bunu neden utanarak değil de, kıvanarak söylüyor.

Başbakanın kafası sahiden iyice karışmış!

Söyleminin tek doğru yeri ise sanırım 79 sene içinde bunu görmemiş olduğumuz.

özel not- Ayrıca, bu yanlış söylemi neden ana muhalefet partisi CHP bulup irdelemez de, Üsküdar’ın kenarda oturan üyesi bulur ve yazar?


Beyoğlu Belediyesi’nin Tarih Okuyuşu

2 Aralık, 2007

(Son güncelleme -29 Mayıs 2008)

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Beyoğlu Belediye Başkanlığı’nın aylık çıkardığı bir dergi var,  “Beyoğlu Dergisi”. Hazırlanış ve sunumu özenli olan dergi’nin Ekim 2007 Sayısında Beyoğlu’nun 1858den bugüne kadar bir tarih özeti yapılmış. (1) 

Batının 19uncu Yüzyılda artan üretimi Osmanlı Toprakları üzerindeki genişleme isteklerini daha da arttırmış ve “gelin biz sizi aramıza alıp, iyileşmenize yardım edelim” söylemleri sonucu 1839 Tanzimat (Düzenleme)  Fermanı yayınlanmıştı. Bu fermanı 1848′de İngilizlerle imzalanan ticaret antlaşması izledi. 1856′da ise Paris Konferansı’ndan 6 altı hafta önce Islahat (İyileştirme)  Fermanı yayınlandı. Bu fermanla 1839 Fermanına 20 madde eklenerek, azınlık hakları arttırılmış ve böylece Avrupalıların Osmanlı’nın içişlerine karışmasının önleneceği düşünülmüştü.  Ne yazık ki Osmanlı’nın içişlerine karışma süreci İmparatorluğun çöküşüne kadar sürdü.

Beyoğlu Dergisi de önce Tarihi Eser olarak koruma altında olan Belediye Binası’nın aslına uygun onarılmadığını belgeleyen (2) fotoğrafları koyduktan sonra,

                         Beyoğlu Belediye Başkanlığı Binası -2007Beyoğlu Belediye Binası- Aslı

(solda 4 katlı yenilenmiş;  sağda 3 katlı tarihi yapı- önünde faytonlar) 

özetle aşağıdaki bilgileri veriyor.

“- Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk modern Belediyesi ve dış dünyaya açılan kapısı olan ‘Altıncı Daire-i Belediye’ 1858′den bugüne gelen 150 yılda geçirdiği değişim ve yeniliklerle İstanbul’un gözbebeği Beyoğlu’nun nabzını tutmaya devam ediyor. Bugün ise bir buçuk asırlık eşsiz tarihinin bu güzelliklerini çeşitli etkinliklerle kutluyor.

……İstanbul’un batıdaki başkentler gibi yönetilmesi için, 16 Ağustos 1855 tarihinde ‘Meclisi-i Ali-i Tanzimat’ kararıyla ‘ihtisap Vekâleti’ son verilmiş, buna karşılık ‘Şehremaneti Meclisi’ kurulmuştu.

- Yol, kaldırım yapımı ve onarımı, suyollarının geliştirilmesi için gereken proje ve planlar ‘Şehremaneti Mühendisi’ tarafından hazırlanıyordu.

- 2 yıl sonra ise, 1857 tarihli ‘Nizamname’yle İstanbul, 14 ‘ Belediye Daîresi’ne ayrılmıştı. Beyoğlu, ilk uygulama olmasına rağmen buraya “6. Daire” denildi. Bu adı almasının nedeni, Paris’te “Six-eme arrondıssement” (6. Bölge) diye bilinen Belediye biriminin kentin en mamur bölgesi olmasıydı. 6. Dairenin amaçları ticareti düzenlemek ve Avrupai kent hizmetlerini getirmekti.

- Taksim ve Tepebaşı’nda umumi bahçeler yapıldı. Bir hastane kuruldu ve sokakların gazyağıyla çalışan fenerlerle aydınlatılması, ilk kez Cadde-i Kebir’de (İstiklal Caddesi) başlatıldı.

…..1861 Beyoğlu Şark Tiyatrosu’nun ilk temsili olan ‘iki ahbap çavuşlar oyunu ile açılması.’ Taksim Gümüşsüyü Kışlasının tamamlanması, ‘Galatasaray Mektebi Sultanisi’nin 1848′de yanmış olan binanın yerine yapılması, ‘Sergi-i Umumi-i Osmanî’ ve Kara köy Köprüsü, 1863 Kasımpaşa ‘Bahriye Nezareti Binası’ inşaatının başlatılması. …… İlk atlı tramvay Galata’da işlemeye başlamıştı;……. İstanbul Tüneli 1875 yılında hizmete başlayacaktı. ……‘İstanbul Sanayi Mektebi’ ..1868 yılında Sultanahmet’teki binalarda eğitim başlamıştı. …… Bu okulun önemli yanı kadrosunda çok sayıda yabancı öğretmen ve uzmanların yer almasıydı. Ayrıca öğrenciler  Avrupa’ya da gönderiliyordu.…..1876 yılında yapımına başlanan Yıldız Sarayı……1870′li yıllarda İstanbul’un değişim projelerinin bir simgesi olarak rol oynamıştı. 1883 Tünel Pasajı / 1885 Halep Pasajı /1893 Aznavur Pasajı/  1905 Afrika Pasajı, Anadolu Pasajı1910 Karaköy Palas, ilk otobüs ve duraklar1910′lu yıllar İstanbul için ilk otobüslü yıllardı. 1914 Beyoğlu Spor Kulübü . 1920 Alkazar Sineması, Elhamra Sineması, Taksim Stadı1923: Galatasaray ve Karaköy’de ki ilk ‘trafik noktası’…..yapılmıştır……”

Sayın Beyoğlu Belediyesi yetkililerinin dedikleri herşey doğrudur.  150 yıllık son dönem tarihini kendilerine göre vermişlerdir. Osmanlı’nın 1956-61 arası Islahat (düzeltme, yenileme) Fermanı dönemidir. O dönem Avrupa Osmanlı’dan; kendine çeki düzen vermesini, müslüman olmayanlara daha insancıl haklar verilmesini, yeni devlet yapılanmasını ve gerekli yasaları, borçlanarak Batı’nın mimar ve mühendislerince onların damak tadına göre yönetim binaları (6. Daire-i Belediye Binası gibi) yapılmasını istemişler ve yukarıdaki yazıda da açıklandığı gibi bunlar yapılmıştı.

****************************************

                                     

Belediyenin yazısı,  mimarisi ve konumu bugün bile dikkat çeken bir binayı her nedense atlamış;

  

 

Düyun-u Umumiye Binası

                                       Düyunu Umumiye Binası 

Yapımı 1900′lü yıllara sarkan Düyunu- Umumiye Binası  (bugünkü İstanbul Erkek Lisesi) Avrupalı Devletlerin borçlarını geri alabilmek için kurdukları Vergi Toplama Kurumu’ydu. 1854 yılında alınan ilk borçtan sadece 27 yıl sonra, 1881′de Düyun-u Umumiye kurularak, devlet gelirlerinin %40′ını yabancı borçlar için almaya başladı.

 

Yukarıda adı geçen bütün eylem ve yapıların  son durağı Osmanlı’nın iflası olmuştu.

Avrupalılar alacaklarına karşı  Osmalı’nın vergilerini kendi yaptıkları bu binadan topluyorlardı.

Bizi o boyunduruktan Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet Yönetimi kurtarmıştır.

AKP yönetimi, Ankara’da devlet düzeyinde olduğu gibi,  onun yansımaları olarak Belediyelerimizde de geçmiş 150 yılımız hiç yaşanmamış gibi aynen 1850′ler gibi borç alıp, anamal satıp, ülkeyi günlük kararlarla yönetiyor. 

Yüzelli yıl sonra çoğumuz aynı filmi sanki hiç görmemiş, yaşamamış gibi hayranlık ve alkışlarla izliyoruz.  g

ültekin orhon

(1) Beyoğlu Belediyesi’nin internet sitesi  olan  www.beyoglu.bel.tr  de dergi içeriğini bulamadım.  Yazının tüm içeriğini     www.mimdap.org/w/?p=2372     sitesinden okuyabiliriniz.

(2) 3 Katlı olan binaya bir kat eklenmiş. Ayrıca ön cephede değişikler yapılmış. 

2 Aralık 2007- Gültekin Orhon


İBB’nin Eğitime Bakış Açısı- 6 Nokta Körler Vakfı Tesisleri

19 Kasım, 2007

Bu yazı  Türk Medya’sının göremediği, görmek istemediği  bir insanlık ve eğitim sorununu belgelemek için yazılmıştır.

Okuluma Dokunma- Yürüyüş-b

 

Ülkemizde kaç adet ‘görme özürlü’ kişi bulunduğu bilinmemekle beraber, zaman zaman 500,000 kişiden sözedilmektedir.  70 Milyonluk Türkiye’de yatılı olarak ‘görme özürlülere’ barınma ve eğitim hakkı veren kurum adedi ise 2′dir.  İstanbul Reşitpaşa’da 250 görme engelliye barınma, eğitim ve beceri kazandırma hizmeti veren kurum İBB’ce kapatılıp, arsası satılmak istenmektedir.

Reşitpaşa- Emirgân- İstanbul’da Altı Nokta Körler Vakfı’nın (www.altinokta.org.tr)  yönetiminde olan Yatılı Körler Okulu, belediyenin arsayı 30 yıllığına vermesi üzerine kurulmuştur. Şu an kamu sadece arsa’yı tahsis ediyor.  Geri kalan bütün hizmetler ise sivil toplumun katkısı ile verilmektedir. 

Belediyenin 10,000m2′ lik bir arsanın satış değerine tamah edip, korunması gereken insanımızı sokakta ve eğitimsiz bırakması inanılamaz, açıklanamaz bir durumdur. 

6 Nokta Körler Vakfı Tesisleri - Reşitpaşa- Emirgân

1970li yıllarda, Milliyet Gazetesinin öncülüğü ile toplanan 1 Milyon TL ile kurulan okul, İstanbul’da toprak rant getirdiği için yıkılıp yerine apartman yapılmak istenmektedir.

İBB’nin gözü artık paradan başka birşey görmemekte,  başka bir insani değerler sistemini tanımamaktadır.  Olayı engellemek için bir imza kampanyası yapılmıştır.  www.okulumadokunma.org

………………………………

OKULUMA DOKUNMA KAMPANYASI İMZA METNİ

İSTANBUL BÜYÜK ŞEHİR BELEDİYESİ BAŞKANLIĞI’NA,

Başkanlığınızca gönderilen, 30 Mayıs 2007 tarihli bir tebligatla, 33 yıldır Altı Nokta Körler Vakfı ve Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu’nun işbirliğiyle çalışmalarını sürdüren Emirgan Altı Nokta Körler Rehabilitasyon Merkezi’nin, 7 gün içinde boşaltılmasını istediğinizi öğrendik. İnşaatı halkın katkılarıyla tamamlanan merkezin bulunduğu arsanın, 1970 yılında 30 yıllığına İstanbul Belediyesi’nce tahsis edildiğini ve sürenin 2000 yılında dolduğunu biliyoruz. Görme engellilerin gerekli bilgi ve becerileri kazanıp toplumsal yaşamda etkin rol almalarını sağlayan niteliğiyle bu merkezin önemli bir kamusal hizmeti yerine getirmeye çalıştığını düşünüyoruz. Altı Nokta Körler Derneği’nin Rehabilitasyon hizmetinin başlamasındaki öncü rolü ve Altı Nokta Körler Vakfı’nın faaliyetlerin yürütülmesindeki katkıları göz önünde bulundurularak, mülkiyeti kamuya ait olan arsayla ilgili 1970′te yapılan sözleşmenin 30 yıl daha uzatılmasını ve söz konusu kamusal faaliyetin kesintisiz devamının teminat altına alınmasını talep ediyoruz.

……………………………

17 Kasım günü de, Saraçhane’den İstanbul Belediye Başkanlığı’na Kayseri’nin içinde olduğu 8 ilimizden gelen görme engelli vatandaşlarla bir yürüyüş yapılmıştır.

Okuluma Dokunma6 Nokta YürüyüşGörme Özürlüler’in Yürüyüşü

Ne bu yürüyüşü, ne de bundan önce yapılan çeşitli etkinlik ve başvuruları Türk Medyası görememekte, gündemine alamamaktadır.

Görme ÖzürlülerOkuluma Dokunma Kampanyası - 2007

Görme engelliler, bakıp ve görebilenlerin kendilerine destek vermelerini istemektedirler. Gültekin Orhon

www.okulumadokunma.org


Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.