3. Boğaz Köprüsü ve Aksilik (Kullarla Yönetim Bu Kadar Olur-Bize Bireyler Gerek)

24 Ocak, 2011

(İlk yazım 24 Ocak 2011)

Benim temel eğitimim İnşaat Mühendisliği’dir. Onun için İnşaat ile ilgili yazıları izlerim. Aşağıdaki yazıyı Yapısal.net’ten olduğu gibi aldım. İsimsiz yazarını kutlarım, çok önemli bir konuya mutfak’tan ışık tutuyor.
AKP'nin Yönetim Anlayışı ve Sonucu

Üçüncü Boğaz Köprüsü ve ‘Aksilik’

12 Ocak 2011

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım geçen senenin nisan ayında “bir aksilik olmazsa” İstanbul Boğazı’nda yapılması planlanan üçüncü köprünün 2010’da ihale edileceğini söyledi.

Karayolları Genel Müdürü Cahit Turhan da, eylülde ihale ilanı için “Son adıma yaklaşıldığını, ihale sürecinin ‘çok uzayacağını’ düşünmediğini” söyledi. Ama ihale yapılmadı. Yakında yapılma olasılığı da yok. Aslında Yıldırım da, Turhan da açıklamalarını yaparlarken böyle bir olasılık olmadığını biliyorlardı. Veya bilmeleri gerekiyordu. Çünkü altı milyar tutacağı açıklanan böyle büyük bir projenin ihale edilmeden önce geçirmesi gereken aşamalar var. Bu aşamalardan geçilmemiş, süreç tamamlanmamıştı.

Hatta sürece başlanmamıştı bile denebilir. İşi yapmaya istekli şirketlerin fiyat oluşturabilmesi için zemin etütlerinin Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından yapılmış veya yaptırılmış olması gerekirdi. Son araştırdığımda (geçen ay) böyle bir etüt yapılmamış, yapılması gerektiği düşünülmeye bile başlanmamıştı.

İhale yapmak için Yüksek Planlama Kurulu’nun olurunu almak lazım. Kurula başvuru Devlet Planlama Teşkilatı tarafından yapılır. Sorduğumda üst düzey bir DPT görevlisi “bize (Karayolları’ndan) olayı net bir şekilde resmeden bir proje gelmedi, YPK’ya sunulacak bir proje yok” dedi.

Bir “aksilik” olduğu kesin. Ama bu aksilik ne? Politikacılar olması mümkün olmayanı vaat etmekte aceleci, “aksilikleri” açıklamakta yavaştırlar. Onları beklerken ben size biraz ışık tutmaya çalışayım. Bürokrasi güdük kalıyor. Her iktidar değiştiğinde bürokratik kadrolar tırpanlanmakta, hükümetler, ne kadar bilgili olduklarına bakmaksızın kendi adamlarını kilit mevkilere yerleştirmektedir. Bu uygulama ciddi bilgi ve tecrübe kaybına yol açmaktadır. Türk bürokrasisi sürekli acemiler tarafından budanan bir ağaç gibi büyüyememekte, güdük kalmaktadır. Memurlar mevkilerini borçlu oldukları politikacılar karşısında güçsüzleşmekte, ‘evet efendimci’leşmektedir.

“Vizyon oluşturacak kültüre sahip değil bürokrasi” diye anlattı deneyimli bir bürokrat. “Politika bürokrasinin önüne geçti. Çok yoğun mühendislik isteyen işler zayıf. Kurumların teknik elemanları zayıfladı. Raflar boş. Bırakın fizibiliteyi ölçüm yok. Proje yapılmıyor. Bakan’ın da vizyonu yoksa…….”

Gerisini tamamlamadı çünkü ne demek istediği açıktı. Yanlış anlamaya meydan vermemek için açıklayayım: Deneyimli bürokrat olarak tarif ettiğim kişinin görüşleri ideolojik değil, çünkü o dini bütün, hükümete sadık bir AKP’li.

Üçüncü köprüde, nükleerde, çevrede ve aklınıza gelebilecek birçok başka konudaki yanlışlıklar ve eksikliklerin nedenini arıyorsanız başka yere bakmanıza gerek yok.  Bürokrasi at, hükümet süvaridir. At sakat, süvari de acemi ise, buraya kadar.

http://www.yapisal.net/haberler/ucuncu-bogaz-koprusu-ve-8216-aksilik-8217-.html

Yazıyı yazan kişi aslında çok tehlikeli bir çıkış yolunu belirtmemiş. Bugüne kadarki ve ilerde olabilecek sözde gecikmeler aslında “aklın ve bilimin yolunu izlemenin gereği olan işlemler”dir. Anlatılan aşamalardan geçmeden aklın, bilimin ve yönetimin gereği inşaat yapılamaz. Kendini çok akıllı sanan bir diktatörce bu işlemler bir günde aşılabilir; Diktatör yakın birini çağırır ve “Bana bunu yap” dedikten sonra topluma da dönüp, “Bakın ben ne akıllı ve becerikliyim” diye de övünür. İş sahiden bitebilir; ama olması gereken süreden daha fazla bir zamanda, olması gerekenden daha kötü ve olması gerekenin en az bir katı bedele. Osmanlının son 70 yılı bu konuda örneklerle doludur.

Ülkemizin yukarıda söylediğim yola girmemesi için kendini birey gören her kişinin önümüzdeki altı ay içinde çok ama çok çalışması gerekmektedir.

Not- Ülkenin sahibi tek bir yöneticinin nelere mal olduğunu Osmanlı tarihinin son 70 yılı ile ilgili birkaç tarih kitabından alıntılarla başka sayfalarda anlatmaya çalışacağım.


Uyduruk e-postalar – İrdeleme ve Sorgulama Alışkanlığı

9 Ocak, 2011

(İlk yazım 9 Ocak 2011)

Bugün sevdiğim birinden “çok önemli” uyarısıyla aşağıdaki iletiyi aldım. Kısaltarak veriyorum.

“Önümüzdeki yılın Ramazan bayramı tatili..Rezervasyonunuzu unutmayın.!!!!!!!!

Yeni Anayasanın geçici 16.maddesinde;”Referandumda mazeretsiz olarak oy kullanmamış olanlar 5 yıl içinde yapılacak seçimlerde oy kullanamazlar.” hükmü bulunmaktadır.Kimse bunun farkında değil.Seçimlerde tatili ve seyahati tercih edecek olanlar da bu sayıya ilave edilmiş olacak.Bu nasıl vatan sevgisi ?

Konu: Önümüzdeki yılın Ramazan bayramı tatili
Tarihi: 8 Aralık 2010 Çarşamba, 16:38

gene ayni taktik!!!!!!!!!!!

Sevgili Arkadaşlar,
Sabah duyduğum bir haber beni hayrete düşürdü……
……….
Berrak Aşcı/ Hukuk Başdanışmanı/ Eczacıbaşı Holding “

Sanırım çevrenizde bu tip bir e-postayı alanlar olmuştur. Yazıdaki İngilizce hatasının bir Hukuk Başdanışmanınca yapılmayacağını düşünüp, yazıyı irdelemeye karar verdim. İrdeleme sırama göre beraberce bakalım.

1.“Yeni Anayasanın geçici 16.maddesinde;“Referandumda mazeretsiz olarak oy kullanmamış olanlar 5 yıl içinde yapılacak seçimlerde oy kullanamazlar””
İnternette 16. maddeyi buldum; “ GEÇİCİ MADDE 16- Anayasanın halkoylamasına ilişkin oy verme kütüğünde……” Dikkat edilirse bu madde “Anayasanın halkoylamasına” diyor, Referandum demiyor. Sözü gecen tümce 2709 No’lu, Kabul Tarihi : 18/10/1982 olan Kenan Evren Anayasa’sının geçici maddesidir. “Ben HAYIR oyu vereceğim” diye yazanların, mahkemeye verildikleri bir dönemin kalıntısıdır.

Halkoylaması Kasım 1982′de yapılmış, Resmi Gazete’nin 20 Kasım 1982de sonuçlar açıklanmıştır. Buna göre, 1982 Anayasası, 1.626.431 “red” (yüzde 8.63) oyuna karşılık, 17.215.559 “kabul” (yüzde 91.37) oyuyla kabul edilmiş, kitap kapanmıştır. Geçici 16. Madde beş yıl süreli idi, 1987′den sonra çalışmaz oldu. Zaten e-postayı yazan da durumu bildiği için halkoylaması yerine referandum demiş.

2.

    “Erdoğan told that the government is considering moving the parliamentary election one month forward. Turkey was scheduled to hold the election on July 22.”

Önce neden tümüyle İngilizce bir satır. Hepimiz İngilizce bilmek zorunda mıyız? Yazının Türkçesi- ” Erdoğan Hükümetin seçimleri bir ay öne alınmasını düşündüğünü söyledi. Türkiyede seçimlerin 22 Temmuz’da yapılması planlanmıştı”dır.

Böyle bir olay aslında yok, “considering” yani düşünüyorlarmış. Herkes herşeyi düşünür. Aslında bu haberin de yazılı olduğunu sanmıyorum. Araştırmadım bile, mış’larla devlet yürütülmez, mış’lar ile düşünce sistemi kurulup bir sonuca varılamaz.

3.Haberleri takip edenler için ise bugün dahi kesinleşmeyen seçim günü 22 Temmuz değil, 12 Haziran’dır. Ağustos ayını nereden çıkarttılar, enteresan. 12 Haziran 2011 Seçim Olabilir

4.22 Temmuz gününe bakarsak, Cuma günüdür. Türkiye bütün seçimleri hep Pazar günü yaptı, Cuma günü de tutarsızdır.

5.Yazıyı yazan ingilizce de bilmiyor. “moving forward” ün (muving forvörd okuyun, ikinci v harfi sert değil, dudak yuvarlakken çıkacak) türkçesi “öne almak”tır. Seçim 22 Temmuzda yapılacakmış. Bir ay öne alınırsa Haziran olur, Ağustos değil.

6.Bence bu uyduruk bir e-postadır, Berrak Hanım yazmamıştır. Berrak Aşcı’ya internettte baktım, böyle bir kişi var. TBMM belgelerinde de görev tanımıyla geçiyor. Berrak Aşcı - İnternet Sayfaları

Görüldüğü gibi tutacak yeri olmayan bir e-posta dolanıp duruyor, toplumumuzun kafasını karıştırıyor. Peki bu e-posta neye hizmet eder. Ben bu soruya bir yanıt bulamadım. Açıklaması olan yorum olarak bildirirse sevinirim.


Ülkemizde dogmanın değil, aklın galebe çalmasını arzuluyorsak birinci yapacağımız şey “irdelemek” olmalıdır, yazlık tatil programlarını iptal etmek değil.
Söylenenleri kendi düşünce sistemimizden geçirip, tartmadıkça, gerekli deney ve gözlemleri yapmadıkça birey olamayız.

Hür toplum ancak ve ancak hür düşünceli, sorgulayıcı beyinlerle var olabilir.


Seyhun’un Ispanaklı Böreği – Bekâr Mutfağı

9 Ocak, 2011

(İlk yazım 9 Ocak 2011)

2011 yılında yaklaşık 20 “Bekar Yemeği” tarifi yazmayı planlıyorum. Yanlız yaşayan kişi öncelikle kendini en az zaman harcayarak doyurmak ister. Benim yaklaşık 10 çeşit “bekâr yemeği” tarifim var. Evime misafir de geliyor. Onlar için ise sahiden özel yemekler yapıyorum. Bu tip yemekler zaman alıyor, ama değiyor da. Tariflerim üç sınıf olacak; bekâr/ orta zorlukta ve usta işi. Afiyet şeker olsun.

Seyhun’un Ispanaklı Böreği (*)

Yapma zorluğu- Orta
Hazırlama süresi- Yarım Saat
Pişme Süresi- 45 dakika
Porsiyon- 12 (**)

Malzeme

    - Ispanak- 1 kg, iyice yıkanıp, ince dilimlenecek
    - Yufka – 6 tane, bölünmeden olduğu gibi kullanılacak
    - Peynir – 300 gr, elde ne varsa kullanın. Beyaz, dilim, köylü, tulum…
    - Soğan – Kuru, iki tane, ufak doğranmış
    - Domates – 2 tane, ufak doğranmış (domates yerine patates de konabilir)
    - Yumurta – 1 tane, sarısı kullanılacak
    - Zeytinyağı – 1/3 su bardağı
    - Süt – 1/3 su bardağı
    - Yoğurt – 1/3 su bardağı – bu üçünü tek bir su bardağında (200gr) toplayıp karıştırın
    - Kimyon – 1/2 (yarım) ince belli çay bardağı
    - Karabiber- 1/2 (yarım) ince belli çay bardağı
    - Kırmızı Biber- Pul, 1/2 (yarım) ince belli çay bardağı
    - Tuz – 1 Tatlı kaşığı
    - Nebati margarin – tepsileri sıvamak için.
    - Çörek otu
    Seyhun'un Ispanaklı Böreği- Bekâr Yemeği

    Yapılışı

1. Ispanağı süzdürüp, derince bir kaba koyun.
2. Ispanağın üstüne domates/ soğan/ kimyon/ kara biber/ kırmızı biber/ tuz ve peyniri ekleyip, karıştırın.
3. Yufkayı masanın üstüne koyun. Daha sonra yufkanın boyunu elinizdeki tepsi boyu kadar
saracaksınız, ona göre katlayın. Yufkanın üzerine bulamacı sondaki kapama(sarma) boyu dışında yayın.
4. Bulamacın üstüne ıspanağı koyun.
5. Dolu taraftan başlayarak yufkayı yaklaşık 5-6 cm eninde katlayın.
6. Normalde bir tepsi 4 yufka alır. Tepsileri margarinle sıvayın.
7. Ruloların üstüne yumurtanın sarısını sürün, üstüne çörek otu serpin.
8. 175 derecede 45 dakika pişirin.
- Seyhun'un Ispanaklı Böreği - Bekâr Yemeği

Afiyet şeker olsun!

(*) Seyhun Yıldam benim eniştem olur. Yemek yapmasını da, yemesini de iyi bilir. Bir konuyu geliştirmek emek ister, lütfen “Seyhun’un Ispanaklı Böreği” adını kullanınız.

(**) Tek kişi veya az misafir için tarifin yarısı yapılmalıdır. Hazırladığınız bütün börekleri pişirin, yemediğinizi buzdolabına kaldırın. 3-4 gün içinde fırında, mikrodalgada veya tavada ısıtıp yiyebilirsiniz. 6 yufka için iki tepsi gerekir.


Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.